Mega Sağlık
AnasayfaKategorilerAraInstagram

Instagram'da Biz

Tümü →
Kış aylarında cilt bakımı ipuçları 🧴✨ #ciltbakımı #sağlık
Sağlıklı kahvaltı önerileri 🥑🍳 #beslenme #sağlıklıyaşam
Günlük 10.000 adım hedefi için motivasyon 💪 #fitness
Doğal cilt maskesi tarifi 🌿 #güzellik #doğalbakım
Uyku kalitesi için 5 altın kural 😴 #sağlık #uyku
SPF kullanımı yıl boyu önemli ☀️ #ciltkoruma

Mega Sağlık

Sağlık haberleri ve bilgilendirme portalı

HakkımızdaİletişimInstagram

© 2026 Mega Sağlık. Tüm hakları saklıdır.

  • Anasayfa
  • Kategoriler
  • Ara
  • Instagram
K

Kadir Hameş

Mega Sağlık editörü

Yazıları (12)

Dans Etmenin İnsan Vücuduna Faydaları !
Cilt Sağlığı

Dans Etmenin İnsan Vücuduna Faydaları !

<p>Meşhur dansçı, Isadora Duncan'ın da söylediği gibi: "Dans sadece bir tekniğin iletimi değil, aynı zamanda hayati derin bir dürtüdür".nnDansın faydaları inanılmazdır. Dans etmek, tekniği ne olursa olsun, içgüdülerle alakalıdır. Daha önce hiç müziğin ritmini hissettiğinizde kendini bıraktığınızı hissettiniz mi?nnBu mükemmel olmakla alakalı değildir. Eğlenmek, iyi hissetmek ve vücudumuzu tanımak hakkındadır.nnEğer utanç ya da korku yüzünden dans etmeye cesaret edemiyorsanız, moralinizi bozmayın. Dansta, her zaman alternatifler bulabilirsiniz. Ayrıca her biri inanılmaz avantajlar sağlar.nnDans etmenin avantajlarını keşfediKan dolaşımını artırır ve kolestrolü düşürürnnDans direnç gerektiren bir egzersizdir. Böylece, kalbimiz normalden daha yoğun çalışır. Bu da kanımızın daha akıcı bir şekilde dolaşmasına izin verir.nnAynı zamanda, bu hareket kolaylığı yağ yakmayı teşvik eder ve bununla birlikte, arterlerimizi tıkayan kolesterolü ortadan kaldırılır. Böylece, koroner ya da serebrovasküler hastalıkların riskini azaltırız.nnAyrıca bakınız: Forma Girmek İçin Dans Kardiyo Yapmaya Ne Dersiniz?nnKilo vermemize yardımcı olurnnBu dans en çok aranan avantajlarından biridir.nnKilo vermek her zaman kolay değildir.nnAncak, dans ederken tüm vücudunuzu hareket ettirerek, vücudunuzu sıkılaştırmak ve aradığınız ince, sağlıklı ağırlığa ulaşmak için kilo verebilirsiniz.nnKemiklerinizi güçlendirirnnDans ederken, tüm kemik yapımızı kullanırız. Spor salonu ve spor dışında, vücudumuz için gerekli danstan başka bir aktivite bulmak imkansızdır.nnBu nedenle, herkes için tavsiye edilir, ama özellikle osteoporoz riski olan orta yaşlı insanların yapması önerilir.nnOkumanızı tavsiye ediyoruz: Kemik Erimesini Önleyen 7 AlışkanlıknnYaratıcılığı geliştirmeye yardımcı olurnnDans, denge ve hareket anlamına gelir. Bu da, onu sadece birkaç disiplinin gerektirdiği bir hassasiyet ile doğru şekilde öğrenmenizi gerektirir.nnBuna ek olarak, sizi farklı düşünmeye zorlar. Dans ettiğiniz zaman, vücudunuz müziğin ritmine uyarak hareket eder; bu, bir dürtü gibidir.nnBunu yaparken, sezgilerin size rehberlik etmesine izin verirsiniz. Böylece, engelleriniz ortadan kalkar ve yaratıcı düşünmeye aşina olursunuz. Beyniniz buna alıştığınızda, öğrenme kabiliyetini geliştirir ve bunu diğer alanlara da uygular.</p><p>“Dans etmek, kendiniz olmak, daha büyük, daha güzel, daha güçlü olmak demektir. Bu, dünya üzerindeki güçtür ve senindir.”</p><p>– Agnes de MillernnHafızayı en üst düzeye çıkarır</p><p>Dans dersleri genellikle koreografi üzerinden gerçekleşir. Yavaş yavaş, vücut dilinize dahil edilen adımları öğrenirsiniz.</p><p>Dans etmenin faydaları kısa vadede şaşırtıcıdır. Sadece ruh hali ve uykunuzu geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda hafızayı da geliştirir.</p><p>Stresi azaltırnnHer şeyden öte, dans eğlenceli bir faaliyettir. Sonuç olarak, dans ettiğimizde, beynimiz refah ve mutluluk hormonları olan endorfin ve serotonin salgılar.</p><p>Bu anlamda, dans depresyon ve yalnızlıkla mücadele için çok etkilidir.</p><p>Ayrıca, yukarıda belirtilen nedenlere ek olarak, diğer insanlarla dans etmenin keyfini çıkarabilirsiniz. Böylece, izolasyon duygularından kaçınabilirsiniz.</p><p>Ekip çalışmasını öğretir<br>Genelde, diğer insanlarla dans edersiniz. Vücutlarınız tamamen senkronize olmalıdır ve bu da sadece takım çalışması ve uzlaşma yoluyla elde edilebilir.</p><p>Koreografide daha fazla ağırlık üstlenenler olsa da, dans bir anlaşmaya dayalı olmalıdır. Aksi takdirde, diğerlerine göre öne çıkma arzusu ya da güç savaşları varsa, dans başarısız olur.</p><p>Bu şekilde, birbirimize bağlı olmayı öğreniriz. Eğer biri düşerse, diğeri de başarısız olur. Ortağınız hatalı davranırsa, bu hata sizi de etkiler.</p><p>Dansın bu şaşırtıcı yararlarını dikkate alarak ona bir şans vermeyi deneyin!</p>

Kadir Hameş·29 Haziran 2026
Beslenme

Ağız Hastalıkları Neden Olur?

<p>Ağız hastalıklarının oluşumunda en etkili nedenler arasında tütün ve alkol ürünlerinin fazla tüketilmesi, ağız bakımının iyi yapılamaması bulunmaktadır. Demir eksikliği, tüketilen gıdalar, stres ve ağız bakımının iyi bir şekilde yapılamaması ağız hastalıklarının oluşmasına neden olmaktadır. Nedeni belirlenemeyen ağız hastalıkları için uygulanan yanlış tedavi sonucunda hastalığın ilerleme durumu meydana gelmektedir. Ağız hastalıklarının en önemli nedeni ağız bakımının iyi bir şekilde yapılamamasıdır. Ağız bakımının iyi yapılamaması durumunda ağız içerisinde yaralar meydana gelmektedir. Gerekli vitaminlerin alınamaması da ağız hastalıklarına neden olmaktadır.</p><h2>Ağız Hastalıkları İçin Tüketilmesi Gereken Besinler</h2><p>Ağız hastalıklarının kısa sürede geçmesi içim uygulanacak olan tedavi yönteminin yanı sıra tüketilen besinler de oldukça önemlidir. Ağız bakımının yapılması için kullanılan gargaraya ek olarak ağız ferahlaması için gerekli besinlerin kullanılması gerekmektedir. Ağız içerisinde bulunan bakterilerin temizlenmesi için bitki çayları tüketilmelidir. Tüketilen besinler ile ağız hastalıkları kurtulma süresi kısaltılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre adaçayının ağız içerisinde bulunan bakterilere karşı etkili çözüm üreten değerlere sahip olduğu belirlenmiştir. Ağız sağlığınız için adaçayı tüketimine de başlayabilirsiniz.</p><h2>Ağız İçi Yaralar</h2><p>Ağız hastalıkları arasında yoğun olarak meydana gelen ağız içi yaraların sebebi ağız sağlığının iyi bir şekilde yapılamaması ve strestir. Çeşitli vitaminlerin eksikliği ağız içi yaralara neden olmaktadır. Ağız içerisinde oluşan yaraların ilerlemesi durumunda ciddi ağız hastalıkları meydana gelmektedir. Strese bağlı olarak oluşan ağız içi yaraların tedavisi için strese yönelik ilaç tedavisi uygulanması gerekmektedir. Ağız kokusu, diş eti hastalıkları, dil hastalığı, ağız kanseri gibi ağız hastalıkları hakkında bilgi almak için sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Ağız içi yaraların sebebinin ayrıntılı bir şekilde araştırılması vücutta diğer hastalıkların oluşmaması için oldukça önemlidir.</p>

Kadir Hameş·29 Haziran 2026
Saçlarınızın Uzaması için Faydalı Bitkiler ve Baharatlar
Cilt Sağlığı

Saçlarınızın Uzaması için Faydalı Bitkiler ve Baharatlar

<p><span><strong>Saç uzaması için faydalı olmasının yanı sıra kişnişli saç maskesi kepekle savaşarak kafa derinizin kurumasını engeller.</strong></span></p><p><span><strong>Saç uzaması için faydalı bir yöntem peşinde misiniz? Eğer öyleyse bu süreci çok daha kolaylaştıran birçok bitki ve baharat olduğunu bilmelisiniz.</strong></span></p><p><span><strong>Aşağıdaki malzemeler genellikle mutfakta kullanılsa da birçoğu sıklıkla kullanılan güzellik ürünlerinin içinde de bulunmaktadır.</strong></span></p><p><span><strong>Bu makalede evde deneyebileceğiniz bazı doğal çözümlerden bahsedeceğiz. Üstelik hem ucuz hem de kolaylar!</strong></span></p><p><span><strong>1. Çemen otu</strong></span></p><p><span><strong>Çemen otu Asya mutfağında oldukça yaygındır. Saç foliküllerinin sağlığıyla ilgili hormonları aktive ederler, bu da saç uzaması konusunda yardımcı olabilecekleri anlamına gelir.</strong></span></p><p><span><strong>Çemen otunu beslenmenize dahil edebilecek olmanızın yanı sıra aşağıdaki saç maskesinde de kullanabilirsiniz:</strong></span></p><p><span><strong>Malzemeler</strong></span></p><p><span><strong>1,5 bardak çemen otu (90 gr)</strong></span><br><span><strong>1 bardak su (250 ml)</strong></span><br><span><strong>Bal (tercihinize göre)</strong></span></p><p><span><strong>Hazırlanış</strong></span></p><p><span><strong>Bir cam kapta çemen otu ve suyu karıştırın ve karışımı tüm gece bekletin.</strong></span><br><span><strong>Ertesi sabah, tekrar karıştırın. İsterseniz karışıma bir kaşık bal ekleyebilirsiniz.</strong></span><br><span><strong>İyice karıştırın ve macun kıvamındaki karışımı kafa deriniz ve saçınıza yedirin.</strong></span><br><span><strong>30 dakika bekletin ve ılık suyla durulayın.</strong></span><br><span><strong>Bu maskeyi haftada bir defa tekrarlayabilirsiniz ve kısa sürede değişimi göreceksiniz. Çemen otunu Asya gıdaları satan marketlerde veya doğal besinler satan mağazalarda bulabilirsiniz.</strong></span></p><p><span><strong>Daha fazla öğrenmek için Parlak ve Yumuşak Saçlar için 5 Maske</strong></span></p><p><span><strong>2. Kişniş</strong></span></p><p><span><strong>Kişniş saç uzamasını desteklemek için kullanılan en yaygın bitkidir. Hem yaprakları hem de köklerinin harika canlandırıcı özellikleri bulunmaktadır.</strong></span></p><p><span><strong>Aşağıda saç uzaması için kullanabileceğiniz birkaç kişniş seçeneğine göz atabilirsiniz – sizin için en uygununu seçin!</strong></span></p><p><span><strong>Kişniş suyu</strong></span></p><p><span><strong>Bu, en kolay ve en az zaman harcayan seçeneği tercih etmek isteyenler için mükemmeldir.</strong></span></p><p><span><strong>Saçlarınızı kişnişli suyla her gün yıkayabilirsiniz. Şampuanınızı duruladıktan sonra, saçlarınız temizken kullanmayı deneyin.</strong></span></p><p><span><strong>Malzemeler</strong></span></p><p><span><strong>4 bardak sıcak su (1 litre)</strong></span><br><span><strong>5 dal kişniş</strong></span></p><p><span><strong>Hazırlanış</strong></span></p><p><span><strong>Yıkanmış kişnişleri sıcak suya koyun ve 10 dakika bekletin.</strong></span><br><span><strong>Sonra kişnişi sudan alın ve suyu süzün.</strong></span><br><span><strong>Son olarak suyu ılıkken saçlarınızı durulamak için kullanın.</strong></span><br><span><strong>Kişniş Maskesi</strong></span><br><span><strong>Daha fazla vaktiniz varsa veya saçlarınız uzunsa bu ikinci yöntemi denemek isteyebilirsiniz. Bu maske saç uzamasını desteklerken kuru kafa derisi ve kepekle mücadele etmek için özellikle tasarlanmıştır.</strong></span></p><p><span><strong>Malzemeler</strong></span></p><p><span><strong>Yarım olgunlaşmış avokado</strong></span><br><span><strong>1 bardak kişniş yaprağı (60 gr)</strong></span><br><span><strong>1 yemek kaşığı aloe vera jeli (15 gr)</strong></span></p><p><span><strong>Hazırlanış</strong></span></p><p><span><strong>Homojen bir macun elde edinceye kadar tüm malzemeleri karıştırı</strong></span><br><span><strong>Temiz saça bir tarak yardımıyla uygulayın.</strong></span><br><span><strong>Dairesel hareketlerle yumuşakca masaj yapın ve 30 dakika bekletin.</strong></span><br><span><strong>Ilık suyla durulayın (veya yukarıda bahsettiğimiz kişniş suyuyla da durulayabilirsiniz)</strong></span><br><span><strong>Kişniş ve üzüm çekirdekli şekillendirici</strong></span><br><span><strong>Eğer uzun saçlarınız varsa ve her gün kullanabileceğiniz bir seçeneğe ihtiyacınız varsa bu şekillendiriciyi deneyin. Normalde kullandığınız şekillendiricinin yerine bunu tercih edebilirsiniz.</strong></span></p><p><span><strong>Malzemeler</strong></span></p><p><span><strong>3 dal kişniş</strong></span><br><span><strong>3 yemek kaşığı üzüm yağı (45 gr)</strong></span></p><p><span><strong>Hazırlanış</strong></span></p><p><span><strong>Üzüm yağını düşük ateşte ısıtın.</strong></span><br><span><strong>Isındığında, fakat henüz kaynamamışken ateşten alın.</strong></span><br><span><strong>Kişniş yapraklarını ekleyin ve bütün gün bekletin.</strong></span><br><span><strong>Son olarak süzün ve yağı ufak bir bardak veya bir plastik şişede saklayın.</strong></span><br><span><strong>İhtiyaç duyduğunuz her zaman şekillendirici kreminiz yerine kullanabilirsiniz.</strong></span></p><p><span><strong>3. Tarçı</strong></span></p><p><span><strong>Saç uzaması için doğal çareler listemiz tarçın olmadan eksik olurdu!</strong></span></p><p><span><strong>Diğer makalelerde tarçının saçınız için yararlarından bahsetmiştik. Çok da fazla çaba göstermeden kafa derinizi temiz ve sağlıklı tuttuğunu zaten biliyorsunuz.</strong></span></p><p><span><strong>Bu maskeyi uygulayın ve kelleşmeyi ya da aşırı saç dökülmesini unutun.</strong></span></p><p><span><strong>Malzemeler</strong></span></p><p><span><strong>2 yemek kaşığı toz tarçın (10 gr)</strong></span><br><span><strong>1 yemek kaşığı bal (25 gr)</strong></span><br><span><strong>1 yemek kaşığı gül suyu (10 ml)</strong></span></p><p><span><strong>Hazırlanış</strong></span></p><p><span><strong>Malzemeleri karıştırın ve saçınıza uygulayın.</strong></span><br><span><strong>Kafa derinize yavaşça dairesel hareketlerle masaj yaparak yedirin.</strong></span><br><span><strong>15 dakika bekletin ve ılık suyla durulayın.</strong></span><br><span><strong>Duruladıktan sonra saçınızın temizlenmediğini düşünüyorsanız şampuanla yıkayabilirsiniz. Şampuanınızın doğal ürünler içerdiğinden emin olun, böylelikle saçınız toksinlerden uzak kalacaktır.</strong></span></p><p><span><strong>Bu makaleye göz atın: Protein Açısından Zengin 5 Saç Maskesi</strong></span></p><p><span><strong>4. Çörekotu</strong></span></p><p><span><strong>Çörekotunun kullanım alanlarını biliyor musunuz? Cevabınız muhtemelen “hayır” olacaktır çünkü çok yaygın kullanılan bir baharat değildir. Fakat Arap mutfağında sıklıkla kullanılır.</strong></span></p><p><span><strong>Yine de bu baharatla tanışmanızı öneririz. Saç uzaması için faydalı olmasının yanı sıra kepeğe de yardımcı olur. Ayrıca beyazlarla savaşmada da oldukça etkilidir.</strong></span></p><p><span><strong>Bu maskeyi haftada bir gün uygulayabilirsiniz.</strong></span></p><p><span><strong>Malzemeler</strong></span></p><p><span><strong>5 yemek kaşığı çörekotu (50 gr)</strong></span><br><span><strong>2 yemek kaşığı zeytin yağı (32 gr)</strong></span></p><p><span><strong>Hazırlanış</strong></span></p><p><span><strong>Çörekotunu bir havanda tokmak ile öğütü</strong></span><br><span><strong>Sonra yağı ısıtın.</strong></span><br><span><strong>Malzemeleri karıştırın ve tüm saçınıza uygulayın.</strong></span><br><span><strong>Son olarak, tamamen kuruyuncaya dek bekletin ve temiz suyla durulayın.</strong></span></p><figure class="wp-block-image"><img src="/saclarinizin-uzamasi-icin-faydali-bitkiler-ve-baharatlar.jpg" alt=""/ class="article-inline-image" /></figure>n

Kadir Hameş·6 Mart 2025
Felci Önlemek için yapmanız gereken 6 önemli formül
Beslenme

Felci Önlemek için yapmanız gereken 6 önemli formül

<p><span><strong>Bu sağlıklı alışkanlıkları benimsemenin yanı sıra mevcut durumunuzu kontrol etmek ve izlemek de felci önlemenin en iyi yoludur. Benzer şekilde, önemli risk faktörlerinden herhangi birine sahipseniz, doktorunuza düzenli olarak muayene olmak çok önemlidir.</strong></span></p><p><span><strong>Felci önlemek ve felçten korunmaya yardımcı olabilecek bir çok sağlıklı alışkanlık vardır. Bu hastalık kontrolünüz dışındaki faktörlerden görünse de, sağlıklı bir yaşam tarzı, riskinizi en iyi şekilde azaltmak için belirleyici bir faktördür.</strong></span></p><p><span><strong>Beyin için kan akışını kesen veya azaltan bir inme söz konusu olur. Oksijen ve besin maddelerini keserek, beyin dokularında ciddi ölümcül sonuçlar doğurabilir ve bu da felce ve hatta ölümcül sonuçlara dahi neden olabilir.</strong></span></p><p><span><strong>En çok endişe veren şey, günümüzde inme geçiren insan sayısının artması ve milyonlarca insanın inme riski altında olmasıdır. Buna rağmen, bir çok insan felci önlemek için yapılması gerekenleri önemsemiyor veya görmezden geliyor. Böyle bir hayati durumla ilgili gerekli önlemleri almalı ve üstüne düşmeliyiz.</strong></span></p><p><span><strong>Felç İnme Nedenleri Nelerdir?</strong></span><br><span><strong>Beynin bir kısmında kan akışında bir blok olduğunda bir serebrovasküler kaza (CVA) veya inme olur. Bu beyin hücrelerinin ölmesine ve çok ciddi sonuçlara neden olur.</strong></span></p><p><span><strong>Bu vakaların çoğuna arterlerden birinin (iskemik inme) tıkanması neden olur. Ayrıca, yırtılmış kan damarları da bir felce veya beyne dolaşımda geçici bir kesintiye neden olabilir.</strong></span></p><p><span><strong>Risk Etkenleri</strong></span><br><span><strong>Belli bazı şartlardan muzdarip ve hareketsiz bir yaşam tarzına sahip olmak felç geçirme olasılığınızı önemli ölçüde arttırdığı görülmüş ve ispatlanmıştır.</strong></span></p><p><span><strong>Ana risk faktörlerinden bazılarını aşağıda sıraladık:</strong></span></p><p><span><strong>Aşırı kilolu veya obez olmak,</strong></span><br><span><strong>Fiziksel aktivite yapmamak, hareketsiz bir yaşam prensibi edinmek,</strong></span><br><span><strong>Aşırı alkollü içecekler içmek,</strong></span><br><span><strong>Kokain veya metamfetamin gibi yasa dışı uyuşturucuların kullanılması,</strong></span><br><span><strong>Yüksek kolesterole sahip olmak,</strong></span><br><span><strong>Yüksek tansiyondan şikayet etmek,</strong></span><br><span><strong>Tütün bağımlılığının olması,</strong></span><br><span><strong>Uyku apnesi,</strong></span><br><span><strong>Diyabetik bir hasta olmak,</strong></span><br><span><strong>Diğer kardiyovasküler problemlerden şikayet etmek: kalp yetmezliği, kalp kusurları, kalp enfeksiyonu vb.</strong></span><br><span><strong>İnme Belirtileri nelerdir</strong></span><br><span><strong>başı ağrıyan kadı</strong></span><br><span><strong>Bazı inme belirtilerini bilmek, bunu fark ettiğiniz anda acil bir şekilde hastaneye gitmek için anahtardır. Pek çok açıdan tezahür etmelerine rağmen, acil yardım almak bakış açısından kesinlikle önemlidir.</strong></span></p><p><span><strong>En yaygın belirtilerden bazıları bunlar:</strong></span></p><p><span><strong>Konuşma ya da anlama problemlerinin baş göstermesi</strong></span><br><span><strong>Yüz, kol veya bacaklarda felç veya uyuşma hissi</strong></span><br><span><strong>Bir veya iki gözde görme zorluğu olması</strong></span><br><span><strong>Şiddetli baş ağrılarına sahip olma</strong></span><br><span><strong>Mide bulantısı, baş dönmesi ve kusma gibi his</strong></span><br><span><strong>Yürüme sorunları ve denge kaybına benzer sorunlar</strong></span><br><span><strong>Felci Önlemek için İpuçları</strong></span><br><span><strong>Bir felci önlemek için yüksek risk grubunun bir parçası olmak zorunda değilsiniz. Aslında, sağlıklı olduğu düşünülen herhangi bir kişi, beyninize ve kalp sağlığınıza dikkat çekmek için bazı kurallara her zaman uymalıdır.</strong></span></p><p><span><strong>1. Egzersiz yapı</strong></span><br><span><strong>egzersiz yapan kadı</strong></span><br><span><strong>Fiziksel egzersiz ve spor, felci önlemek için en etkili alışkanlıklardan biridir. Haftada 150 dakika ara vermek, egzersiz yapmaktan faydalanmak için yeterlidir. Bu, 30 dakikalık egzersizleri beş ayrı seansta yapabilir hem de sağlıklı bir vücuda kavuşabilirsiniz.</strong></span></p><p><span><strong>Önerilen bazı aktivitelerden sadece bir kaçı:</strong></span></p><p><span><strong>Bisiklet sürmek</strong></span><br><span><strong>İp atlamak</strong></span><br><span><strong>Gündelik hızlı yürüyüşler</strong></span><br><span><strong>Yüzmek</strong></span><br><span><strong>Zumba</strong></span><br><span><strong>Ağırlık kaldırmak</strong></span><br><span><strong>2. Kolesterolünüzü düzenli olarak kontrol ve takip edi</strong></span><br><span><strong>Hiperkolesterolemi veya yüksek kolesterol, felçlerin ana nedenlerinden sadece biridir. Bu, atardamarlarınızda biriken bir madde olduğundan, saldırıyı tetikleyen tıkanıklığa neden olabilir. Yani kolesterol sağlığınız açısından rol oynayan önemli bir faktör.</strong></span></p><p><span><strong>Kolesterolünüzü kontrol altında tutabileceğiniz yollardan bazıları şunlardır:</strong></span></p><p><span><strong>Yağ tüketimini ve kolesterol kaynaklarını sınırlandırmak ve az tüketmek</strong></span><br><span><strong>Düzenli olarak egzersiz ve spor yapmak</strong></span><br><span><strong>Diyetinizde lif tüketimini arttırmak</strong></span><br><span><strong>Sağlıklı bir şekilde kilonuzu korumak</strong></span><br><span><strong>3. Sağlıklı bir diyet oluşturun ve bu diyete sadık kalı</strong></span><br><span><strong>felci önlemek sebze ve meyveler</strong></span><br><span><strong>Beyin sağlığınızı korumak için uygun bir diyetin anahtar olmasından dolayı, diyete önem vermek gerçekten önemlidir. Dengeli bir diyetin ardından ve kalorilerinizi kontrol etmek riskinizi önemli ölçüde azaltır. Bu nedenle, bunları yaptığınızdan emin olun:</strong></span></p><p><span><strong>Bol bol taze meyve ve sebze yiyin.</strong></span><br><span><strong>Günde beş ila altı kez yiyin. Az ama öz olacak şekilde yemenizde fayda var.</strong></span><br><span><strong>İşlenmiş gıda ve tuz tüketiminizi azaltın ve sınırlayın.</strong></span><br><span><strong>Bol bol su için.</strong></span><br><span><strong>Orta miktarda protein ve karbonhidrat içeren besinleri tercih edin.</strong></span><br><span><strong>4. Sigara içmeyi bırakı</strong></span><br><span><strong>sigarayı kıran adam</strong></span><br><span><strong>Sigaradaki toksinler, arteriyel sağlığınızı doğrudan etkiler ve uzun süre sigara içen kişilerde ciddi hayati hastalıklar baş gösterir.</strong></span></p><p><span><strong>Arterlerinizi bozdukları ve sertleştirdikleri için sigaralar kan pıhtıları, koroner hastalıklar ve anevrizma riskinizi yüksek derecede artırır. Bu nedenle, sigarayı bırakmak sadece bir seçenek değil aynı zamanda da bir zorunluluktur.</strong></span></p><p><span><strong>5. Kan basıncınızı kontrol altında tutu</strong></span><br><span><strong>tansiyon ölçmek</strong></span><br><span><strong>Yüksek tansiyon veya yüksek kan basıncında sporadik atak geçirme, felce sahip olmanın temel risk faktörleri yer alır.</strong></span></p><p><span><strong>Son hedef bu hastalık riskini azaltmak için, kan basıncınızı sağlıklı bir seviyede tutmak ve kontrol etmek için tıbbi talimatları takip etmeniz çok önemlidir.</strong></span></p><p><span><strong>6. Sağlıklı bir şekilde kilonuzu koruyu</strong></span><br><span><strong>Aşırı kilolu hastalar ve obezite, bu ciddi durum için ana risk gruplarından sadece birini oluşturur ve aşırı kilolu hastaların ve obezite hastalarının felç inme riski daha zayıf insanlara göre daha yüksektir. Yağ birikmesi, her şeyden önce, bekleme bölgesinde kan dolaşımını etkiler ve kan pıhtıları hasarlı arterlerinizin riskini artırır.</strong></span></p><p><span><strong>Vücut kitle indeksiniz (BMI) 30 kilogramın üzerinde veya bu kiloya eşitse, bu, kalp ve serebral durumlar için daha yüksek risk altındasınız demektir. Vücut kitle indeksinizi 25 kilonun altında tutmak her zaman en iyisidir.</strong></span></p><p><span><strong>Gördüğünüz gibi, bu sağlıklı alışkanlıkları benimsemenin yanı sıra mevcut durumunuzu kontrol etmek ve izlemek de inme geçirmenin önlenmesinin en iyi yollarından bir tanesidir. Benzer şekilde, önemli risk faktörlerinden herhangi birine sahipseniz veya şüpheleniyor iseniz, doktorunuzla düzenli muayenelere gitmeniz sağlığınız açısından daha iyi olacaktır.</strong></span></p><figure class="wp-block-image size-large"><img src="/felc.jpg" alt="felc" class="wp-image-3685"/ /></figure>n

Kadir Hameş·4 Mart 2025
Cildimizi Gençleştirecek Doğal Gıdalar
Cilt Sağlığı

Cildimizi Gençleştirecek Doğal Gıdalar

<span><strong>Merhabalar takipçilerimiz cildimizi  hangi besinler hangi gıdalar gençleştirir sizlere bunlardan bahsedeceğiz</strong></span><span><strong>Genç görünen, ışıltılı, kırışıklık ve ince çizgilerden yoksun bir cilt; kadın ya da erkek fark etmeksizin hangimize cazip gelmiyor ki? Özellikle biz kadınlar, sadece birkaç yaş bile daha güzel görünebilmek adına kaliteli ve fiyatı son derece yüksek olan kırışıklık karşıtı kremler kullanmaktan bir türlü vazgeçmiyor ancak çoğu zaman hayal kırıklığına uğrayarak, yeterince genç ve güzel görünememenin üzüntüsünü tüm kalbimizde hissediyoruz.</strong></span><span><strong>Bakımımıza ve güzelliğimize her ne kadar özen gösterirsek gösterelim, bazen sırf yanlış ve düzensiz beslenme, sigara ve alkolü aşırı miktarda tüketme, geceleri yeterince uyumama vb. farklı etmenler yüzünden cildimizdeki kırışıklık, sarkma ve selülit oluşumunu bir türlü önleyemiyoruz.</strong></span><span><strong>Cildi gençleştiren gıdalar başlıklı bu yazımda cildinizin daha güzel ve genç görünmesine yardımcı olacak, öğünlerinize muhakkak eklemeniz gereken gıdaları sizlerle paylaşmak istiyoruz.</strong></span><span><strong>Peki, hangi besinler cildimizi ve vücudumuzu gençleştiriyor? Gelin, bu soruyu birlikte yanıtlamaya çalışalım:</strong></span><span><strong>Cildi 10 Gençleştiren Gıdalar</strong></span><span><strong>Cildi gençleştiren gıdalar ve cildi güzelleştiren gıdalar güzelliğine ve cilt sağlığa dikkat edenler tarafından çok merak edilmektedir. Hangi gıda cilde faydalıdır, hangi gıda cilde iyi gelir sorusunun cevabı yazımızda.</strong></span><span><strong>Ceviz:</strong></span><span><strong>Harika bir protein deposu olarak bilinen bir kuruyemiş olan ceviz, özellikle ara öğünlerde tüketildiğinde cildimizde yeni hücre oluşumunu teşvik ediyor.</strong></span><span><strong>Cilt hücrelerimizi serbest radikallerin zararlı etkilerine karşı koruyarak, cildimizin erken yaşlanmasını önlüyor.</strong></span><span><strong>Ara öğünlerinizde yalnızca 2-3 adet ceviz tükettiğinizde bile cildinizin daha canlı, esnek ve pürüzsüz görünmesini sağlayabiliyorsunuz.</strong></span><span><strong>Ayçekirdeği ve kabak çekirdeği:</strong></span><span><strong>Bir diğer bitkisel protein deposu olan kabak ve ayçekirdeği; E vitaminleri açısından oldukça zengin besinler olarak, cildimizi yeniliyor.</strong></span><span><strong>Cildimizde kolajen üretimini uyararak, cilt sıkılaştırıcı bir rol üstlenen kabak ve ayçekirdeği, cildimizi besleyerek, nemlendiriyor.</strong></span><span><strong>Yanlış cilt bakım malzemelerinin düzenli kullanımı, sürekli olarak cildimize uyguladığımız makyaj, çevresel faktörler vb. farklı etmenler yüzünden özellikle yaşımız ilerledikçe cildimizde azalan kolajen miktarının artmasını sağlamak ve cildinizi yenilemek adına günde bir avucu aşmayacak şekilde ayçekirdeği ya da kabak çekirdeği tüketebilirsiniz. Böylelikle günlük protein ihtiyacınızın önemli bir bölümünü de karşılayabilirsiniz.</strong></span><span><strong>Soya:</strong></span><span><strong>Özellikle vejetaryen beslenen kişilerin sıklıkla tükettiği, harika ve ideal bir protein kaynağı olan soya; içerisindeki vitamin ve mineraller sayesinde cildimizdeki ton dengesizliklerini ciddi oranda gideriyor.</strong></span><span><strong>Cildimizde güneş ışınları yüzünden beliren lekelerle de savaşarak, cildimizin daha güzel ve genç görünebilmesine olanak tanıyor.</strong></span><span><strong>Cilt pigmentasyonunu da arttıran soya; cilt rengini en az birkaç ton açarak, cildimizdeki lekelerin görünümünü hafifletiyor.</strong></span><span><strong>Cildinizdeki koyu kahve lekelerden ve güneş lekelerinden kurtulmak, cildinizin daha sağlıklı ve genç görünmesini sağlamak adına cildi gençleştiren besinler listemizde bulunan soya fasülyesi, soya sütü vb. soyadan üretilen tüm gıdaları düzenli olarak tüketmenizi öneriyoruz.</strong></span><span><strong>Nar:</strong></span><span><strong>Kansızlığa son derece iyi gelen bir meyve olan nar; içerisinde bulunan polifenoller sayesinde serbest radikallerle mücadele ederek, hücrelerimizin hasar görmesini önlüyor.</strong></span><span><strong>Üstelik cildimizdeki ve damarlarımızdaki kan akışını da hızlandırarak, organlarımıza daha fazla miktarda oksijen iletimini destekliyor. Sonuç olarak cildimizin daha sağlıklı ve canlı görünmesine katkıda bulunuyor.</strong></span><span><strong>Cildinizin renginin soluk olduğunu düşüyorsanız, cildinize bir miktar renk ve pembemsilik kazandırmak adına sık sık nar yiyebilir ya da taze sıkılmış nar suyu içebilirsiniz.</strong></span><span><strong>Keten tohumu:</strong></span><span><strong>Yalnızca protein değil Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri açısından da oldukça zengin olan keten tohumu; doğal bir antioksidan olarak, hem cildimizi hem de vücudumuzu bakteri, mikrop ve virüslerden arındırıyor.</strong></span><span><strong>Yoğurda eklenerek tüketilen keten tohumu, vücudumuzdaki toksinleri yok ederken, cilt maskelerine eklediğimiz birkaç damla keten tohumu yağı, güçlü bir tonik ve peeling etkisi göstererek, cilt gözeneklerimizi derinlemesine temizliyor. Böylelikle cildimizdeki siyah nokta, akne, makyaj ve kir kalıntılarını cildimizden uzaklaştırıyor.</strong></span><span><strong><span>Balık</span>:</strong></span><span><strong>Omega 3 yağ asitleri açısından ideal bir diğer kaynak olan balık; yalnızca hafızamızı güçlendirmekle kalmıyor, cildimizin nem ihtiyacını da karşılıyor.</strong></span><span><strong>Cildimize kapsamlı bir bakım yapan balık, cildimizde leke oluşumunu da önlüyor. Hem cilt sağlığınızı hem de genel sağlığınızı gözetmek, cildinizle hayranlık uyandırmak adına haftada en az iki kez balık tüketmenizi tavsiye ediyoruz.</strong></span><span><strong>Koyu yeşil yapraklı sebzeler:</strong></span><span><strong>Serbest radikallerin yıkıcı etkileriyle savaşmada oldukça başarılı olan koyu yeşil yapraklı sebzeler, cildi güzelleştiren besinler listemizin en önemli üyelerinden biri olarak, antioksidan etkisi gösteriyor.</strong></span><span><strong>Sağlıklı, canlı ve genç bir cilde sahip olabilmenin yolu düzenli olarak ıspanak, Brüksel lahanası, karnabahar, kara lahana, brokoli gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler tüketmekten geçiyor.</strong></span><span><strong>Glisemik indeksi düşük olan besinler:</strong></span><span><strong>Makarna, beyaz ekmek, börek, pizza gibi hamur işleri; en sevdiğimiz gıdalar arasında yer alsa da maalesef ki glisemik indeksi yüksek olan yani kısa bir süre sonra yeniden acıkmamıza neden olan bu besinler; yalnızca genel sağlığımızı değil cilt sağlığımızı da tehdit ediyorlar.</strong></span><span><strong>Makarna, börek gibi glisemik indeksi yüksek olan karbonhidratlar yerine şeftali, ıspanak, nişasta içermeyen sebzeler, brokoli, bezelye gibi glisemik indeksi düşük gıdalar tüketme alışkanlığı kazanarak, cildinizin en az 4-5 yaş daha genç görünmesini garantileyebilirsiniz.</strong></span><span><strong>Az yağlı ve zeytinyağlı yiyecekler:</strong></span><span><strong>Trans yağlar açısından zengin olan unlu, şekerli gofretler, çikolatalar ve bisküviler; cildimizi yaşlandırırken, temel yağ asitleri içeren badem yağı, zeytinyağı gibi gıdalar; cilt dostu besinler olarak cildimizi güzelleştiriyorlar.</strong></span><span><strong>Yemeklerinizde ayçiçeği yağı, margarin gibi yağlar kullanmaktan kaçınarak, mümkünse saf zeytinyağı, kanola yağı gibi tamamen bitkisel ve katıksız yağlar kullanarak, cildinizi gençleştirebilmeniz mümkün.</strong></span><span><strong>Meyveler:</strong></span><span><strong>Sindirim sistemimizi düzenlemede oldukça üstün bir performans gösteren meyveler; cildimizin de güzel ve genç görünmesine katkıda bulunuyor.</strong></span><span><strong>Nar, kivi, karpuz, greyfurt, ananas ve elma; cildimize esneklik ve gençlik katan en önemli cildi güzelleştiren meyveler arasında bulunuyor.</strong></span><span><strong>Domates:</strong></span><span><strong>Domates başta olmak üzere diğer kırmızı renkli besinlerde yer alan likopen tüketimi, detoks etkisi göstererek, cildimizi temizliyor.</strong></span><span><strong>Güçlü bir antioksidan olan likopen, yaşlandırıcı dejenaratif hastalıklara karşı da bizleri koruyor.</strong></span><span><strong>Serbest radikallerle savaşarak, kanser, artrit, diyabet gibi çoğu hastalığa yakalanma olasılığımızı düşürüyor.</strong></span><span><strong>Günde birkaç adet domates tüketerek, likopenin cildimizi gençleştiren ve temizleyen, hücre yenileyici özelliğinden en iyi şekilde sizler de yararlanabilirsiniz.</strong></span><span><strong>cildi gençleştiren gıdalar</strong></span><span><strong>Cilt Düşmanı Besinler Hangileri? Hangi Besinlerden Uzak Durmamız Gerekiyor?</strong></span><span><strong>Alkol, hücrelerimizi yaşlandırdığından alkol tüketimini mümkün olduğunca sınırlandırmalısınız.</strong></span><span><strong>Yağda kızartılmış patates kızartması vb. besin tüketiminden kaçınmalı, yemeklerinizi haşlayarak tüketmeyi tercih etmelisiniz.</strong></span><span><strong>Salam, sosis, sucuk gibi mandıra ürünlerinin tüketimini azaltmalısınız.</strong></span><span><strong>İşlenmiş besinlerden, rafine edilmiş gıdalardan uzak durmalısınız.</strong></span><span><strong>Şeker; cilt yaşlandırmasını hızlandıran en önemli gıda olduğundan sanayi şekerlerini tüketmemelisiniz. Şeker ihtiyacınızı bal ve keçiboynuzu gibi doğal gıdalarla karşılamaya çalışmalısınız.</strong></span><span><strong>Yağlı et ve yağlı karbonhidrat; cilt sağlığımızı da olumsuz etkilediğinden besinlerinizi yağsız ya da zeytinyağında pişirmelisiniz.</strong></span><span><strong>Cildi yaşlandıran yani cilt düşmanı besinlere hazır meyve sularını, turşuları, krem peynirleri, sert peynirleri, reçel, tatlı ve çikolata çeşitlerini, hamur işlerini örnek olarak gösterebiliriz.</strong></span><span><strong>Cildi Güzelleştiren Meyveler ve Sebzeler</strong></span><span><strong>Sağlıklı bir yaşam için mutlaka tüketmemiz gereken meyve sebzeler cildimizi de sayısız faydası bulunmaktadır. Cildi güzelleştiren sebzeler ile sağlıklı cilde sahip olabilirsiniz.</strong></span><span><strong>Cildimizi Gençleştiren, Cilt Dostu Besinler:</strong></span><span><strong>Zeytin ve zeytinyağı</strong></span><span><strong>Somon, kalkan, sardalye vb. balık çeşitleri</strong></span><span><strong>Haşlanmış tavuk göğsü</strong></span><span><strong>Elma</strong></span><span><strong>Kiraz</strong></span><span><strong>Böğürtle</strong></span><span><strong>Domates ve domates suyu</strong></span><span><strong>Erik, kivi, greyfurt</strong></span><span><strong>Havuç</strong></span><span><strong>Kabak</strong></span><span><strong>Patlıca</strong></span><span><strong>Haşlanmış sebze</strong></span><span><strong>Salata</strong></span><span><strong>Haşlanmış bezelye</strong></span><span><strong>Izgara balık</strong></span><span><strong>Soğa</strong></span><span><strong>Sarımsak</strong></span><span><strong>Karnabahar</strong></span><span><strong>Brokoli</strong></span><span><strong>Tere</strong></span><span><strong>Maydanoz</strong></span><span><strong>Marul</strong></span><span><strong>Yeşil soğa</strong></span><span><strong>Pırasa</strong></span><span><strong>Pazı</strong></span><span><strong>Bu yazımızda cildi gençleştiren gıdalar nelerdir? sorusunu yanıtlamaya, cilt dostu besinleri sizlerle paylaşmaya çalıştım.</strong></span><span><strong>Sizler de yukarıdaki önerilerimizi dikkate alarak, düzenli ve dengeli bir şekilde beslenme alışkanlığı kazanarak, cilde ve genel sağlığımıza zarar veren gıdaların tüketimini sınırlandırarak, hem daha sağlıklı ve uzun bir yaşam sürebilir hem de güzel ve genç bir cilde kavuşabilirsiniz.</strong></span><span><strong>Peki ya siz cildi güzelleştiren ve canlandıran hangi gıdaları tüketiyorsunuz. Yorum kısmına yazarak bizimle paylaşabilirsiniz.</strong></span><img src="/cildimizi-genclestirecek-dogal-gidalar.png" / class="article-inline-image" />

Kadir Hameş·3 Mart 2025
Avrupa'da İlaç Sıkıntısı Son Bulmuyor
Genel Sağlık

Avrupa'da İlaç Sıkıntısı Son Bulmuyor

<p>Avrupa'da son dönemlerde ilaç sıkıntısı problemi giderek artmaktadır. Birçok hastanın gereksinim duyduğu ilaçlar, üretim kapasitesinin yetersizliği, hammadde sıkıntısı ve tedarik zincirindeki gecikmeler nedeniyle mevcut olmayabilmektedir. Bu durum, hastaların tedavilerini sürdürebilmeleri veya hastalıklarının kontrol altına alınması açısından ciddi bir sorun oluşturmaktadır.</p><p>Bu sorunun nedenleri arasında, öncelikli olarak hammadde üreticilerinin ülkelerarası ticaret anlaşmazlıkları, politik belirsizlikler ve doğal afetler gibi faktörler bulunmaktadır. Ayrıca, pandemi sürecinin yarattığı talep artışı da bu sorunu daha da ağırlaştırmaktadır.</p><figure class="wp-block-image aligncenter size-full"><img src="/almanya-pharmacy-apotheke-reu-1958125_21.jpg" alt="" class="wp-image-3765"/ /></figure><p>Bu sorunun çözümü için, Avrupa Birliği ve üye ülkelerin ilaç tedarik zincirini güçlendirmek, hammadde tedarikini güvence altına almak ve alternatif tedarik kaynaklarının geliştirilmesi gibi çalışmalar yapması gerekmektedir. Ayrıca, hastaların ihtiyaç duydukları ilaçların bulunabilirliğini garanti altına alacak tedarik güvenliği yönetmeliklerinin yürürlüğe konması da bu sorunun çözümüne yardımcı olacaktır.</p><p>Bu sıkıntının çözülmesi, hastaların tedavilerine devam edebilmeleri ve sağlık hizmetlerinin kalitesinin sürekli olarak sürdürülebilmesi açısından hayati önem taşımaktadır.</p>n

Kadir Hameş·5 Şubat 2023
Bentonit Mucizesi
Cilt Sağlığı

Bentonit Mucizesi

<h3><strong>Bentonit nedir?</strong></h3><p>Bentonit, volkanik aktiviteler sonucu oluşan kayaçların içinde bulunan bir mineroldür. Montmorillonit adı verilen alüminyum silikat bileşiği içerir. Suya karıştırıldığında yapışkan bir madde oluşur. Bu özellikleri nedeniyle, su ile karıştırılarak kullanılır.</p><p>Bentonitin birçok farklı alanda kullanımı vardır. Petrol endüstrisinde, petrolün yatakta sızdırmaması için kullanılır. Tarım alanında ise, toprakta su tutma kapasitesini arttırmak ve tohumların daha iyi büyümesini sağlamak için kullanılır. Gıda endüstrisinde ise jeller, soslar ve kremalar gibi ürünlerde kullanılır. Kimya endüstrisinde ise katkı maddesi olarak kullanılır.</p><p>Ayrıca bentonit, çeşitli endüstriyel uygulamalarda da kullanılır. Örneğin, endüstriyel filtre olarak kullanılır, katkı maddesi olarak kullanılır ve metal dökümlerinde kullanılır.</p><p>Son olarak, bentonit aynı zamanda sağlık ve bakım alanında da kullanılır. Örneğin, cilt bakım ürünlerinde, saç bakım ürünlerinde ve diş macunlarında kullanılır.</p><figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img src="/Bentonit.jpg" alt="" class="wp-image-3758" width="243" height="243"/ /></figure><figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped"></figure><h3>Bentonit'in insan sağlığına etkileri nedir?</h3><p>Bentonit genellikle güvenli olduğu düşünülür ve insan sağlığı için birçok faydası vardır. Ancak, bazı uygulamalarda insan sağlığına zararlı olabilecek etkileri de olabilir.</p><p>Bentonit solunum yoluyla alınırsa, hava yollarını tıkayabilir ve nefes darlığına neden olabilir. Ayrıca, toz halinde solunum yoluyla alındığında, akciğerlerde fibrozis (akciğer dokusunun sertleşmesi) veya silikozis (akciğer dokusunda mineral birikmesi) gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.</p><p>Bentonit, aşırı miktarlarda sindirim sistemi içinde alındığında da zararlı olabilir. Bentonit, sindirim sistemi içinde su tutar ve genişler, bu nedenle, böbreklerde tıkanmalara veya bağırsakta tıkanmalara neden olabilir.</p><p>Bentonitin deriye temas ettiğinde, cilt reaksiyonlarına neden olabilir.</p><p>Eğer bentonit kullanıyorsanız, önerilen doz ve uygulama yollarına uymak önemlidir. Ayrıca, işleme veya uygulama sırasında güvenli bir şekilde çalışmak için gerekli tüm güvenlik önlemlerini almak önemlidir.</p><p></p><figure class="wp-block-image size-full"><img src="/bentonit-kil-500x500-1.jpg" alt="" class="wp-image-3759"/ /></figure>n

Kadir Hameş·25 Ocak 2023
Corona (Korona) Virüs!
Beslenme

Corona (Korona) Virüs!

<p>nnCorona (Korona) virüsü hayvanlar arasında yaygın olan büyük bir virüs grubudur. Nadir durumlarda, bilim insanlarının zoonotik olarak adlandırdığı durumdur, yani hayvanlardan insanlara bulaşabilirler.</p><p>Coronavirus’lar (Cov), soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS – CoV) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS-CoV) gibi daha ciddi hastalıklara&nbsp;sebep olan&nbsp;bir virüs ailesidir. Yapılan&nbsp;ayrıntılı&nbsp;araştırmalar&nbsp;neticesinde, SARS-CoV’un misk kedilerinden, MERS-CoV’un ise tek hörgüçlü develerden insanlara bulaştığı ortaya çıkmıştır. Henüz insanlara bulaşmamış olan ancak hayvanlarda saptanan&nbsp;pek çok&nbsp;coronavirüs (koronavirüs) mevcuttur.</p><p>Coronavirus’ların insanlarda dolaşımda olan alt tipleri (HCoV-229E, HCoV-OC43, HCoV-NL63 ve HKU1-CoV)&nbsp;çoğu zaman&nbsp;soğuk algınlığına&nbsp;neden olan&nbsp;virüslerdir. SARS-CoV, 21. Yüzyılın ilk&nbsp;ülkelerarası&nbsp;sağlık acil durumu olarak 2003&nbsp;senesinde, daha önceden bilinmeyen bir virüs halinde ortaya çıkmış olup yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Yaklaşık 10 yıl sonra Coronavirus (koronavirüs) ailesinden, daha önce insan ya da hayvanlarda varlığı gösterilmemiş olan MERS-CoV (Middle East Respiratory Syndrome Coronavirus) Eylül 2012’de&nbsp;ilk kez&nbsp;insanlarda Suudi Arabistan’da tanımlanmış; ancak daha sonra&nbsp;hâlbuki&nbsp;ilk vakaların Nisan 2012’de Ürdün Zarqa’daki bir hastanede görüldüğü ortaya çıkmıştır. 31 Aralık 2019’da DSÖ Çin Ülke Ofisi, Çin’in Hubei eyaletinin Vuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirmiştir. 7 Ocak 2020’de etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni Coronavirus (koronavirüs) (2019-nCoV)&nbsp;olarak tanımı yapılmıştır. Daha sonra 2019-nCoV hastalığının adı COVID-19 olarak kabul edilmiştir.</p><p>Coronaviruslar (Koronavirüs), Coronaviridae ailesi&nbsp;içerisinde&nbsp;bulunurlar. Başlıca dört türde sınıflandırılırlar. Bunlar: Alfa, Beta, Gama ve Delta Coronaviruslar’dır (koronavirüs). İnsan, yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilmektedirler. (evcil ve yabani hayvanlarda). İnsanlarda Coronavirus’un (koronavirüs) neden olduğu hastalık spektrumu basit soğuk algınlığından ağır akut solunum sendromuna (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS) kadar değişkenlik gösterebilmektedir. İnsan ve hayvanlarda çeşitli derecelerde respiratuar, enterik, hepatik, nefrotik ve nörolojik tutumlarda seyreden klinik tablolara neden olabilmektedir. COVID-19 virüsü, SARS-CoV ve MERS-CoV’unda&nbsp;içerisine&nbsp;bulunduğu beta-coronavirus (beta- koronavirüs) ailesi&nbsp;içerisinde&nbsp;yer almaktadır.</p><h2>Corona / Covid-19 (Korona) Virüs Belirtileri ve Çeşitleri Nelerdir?</h2><p>Bu virüs grubuna bağlı virüsler, genelde soğuk algınlığına benzer şekilde, hafif ve orta derecede üst solunum yolu hastalığı olan insanları hasta edebilir. Corona / Covid-19 (Korona) virüsü semptomları arasında burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, olası baş ağrısı ve ara sıra de birkaç gün süren ateş sayılabilir. Bağışıklık sistemi zayıf olan ileri yaştakiler ve çok genç olanlar için virüsün pnömoni veya bronşit gibi çok daha ciddi solunum yolu hastalığına neden olabilir. İnsanlarda ölümcül olabilecek düzeyde çok az Corona / Covid-19 (Korona) virüsü vardır.Aynı zamanda solunum problemlerine sebep olan, MERS virüsü olarak da bilinen Ortadoğu Solunum Sendromu öncelikle 2012 senesinde Orta Doğu’da tespit edilmiştir. Hastalık Kontrol Merkezleri’nin vermiş olduğu bilgiye göre semptomları çok daha şiddetli olan MERS ile enfekte olan her 10 hastanın dörtte üçü ölmüştür.</p><p>SARS olarak da bilinen Şiddetli Akut Solunum Sendromu, diğer türlerine göre daha ciddi semptomlara neden olabilen diğer bir Corona / Covid-19 (Korona) virüsü türüdür. İlk olarak Güney Çin’deki Guangdong Eyaleti’nde tespit edildi. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre solunum problemlerine neden olmasının&nbsp;beraberinde&nbsp;ishal, yorgunluk, nefes darlığı, solunum sıkıntısı ve böbrek yetmezliğine neden olabilir. Hastanın yaşına&nbsp;bağlı şekilde, SARS ile ölüm oranı vakaların %0-502si arasında değişmekte olup, yaşlılar en riskli ve savunmasız durumda olan hasta grubudur.</p><h2>Corona / Covid-19 (Korona) Virüs Nasıl Bulaşır?</h2><p>Corona / Covid-19 (Korona) virüsleri hayvanlarla insan temasından yayılabilir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre MERS’in develer arasında, SARS’ın ise misk kedileri arasında yayıldığını düşünülüyor. Corona / Covid-19 (Korona) virüslerinin insandan insana bulaşması, genelde sağlıklı bir insanın enfekte bir insanın vücut salgılarıyla temas etmesi sonucu mümkün oluyor. Virüs hasta insanlardan öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçılan damlacıklarla ve hastaların temas ettiği yüzeylerden göz, ağız, burun mukozası ve el sıkışma ile bulaşabilir. Coronaviruslar (koronavirüs) genelde dış ortamda dayanıklılığı olmayan virüslerdir. Ancak bugün için COVID-19’un bulaşıcılık süresi ve dış ortama dayanma süresi net olarak bilinmemektedir. </p><h2> Corona / Covid-19 (Korona) Virüs Klinik Özellikleri Nelerdir?</h2><p>Enfeksiyonun yaygın belirtileri solunum semptomları, ateş, öksürük ve nefes darlığıdır. Daha ciddi vakalarda pnömoni, ağır akut solunum yolu enfeksiyonu, böbrek yetmezliği ve hatta ölüm görülebilir. Ancak eldeki veriler doğrultusunda hastalığın şiddeti konusunda yorum yapılamamaktadır.</p><h2>Corona / Covid-19 (Korona) Virüs Tedavi Yöntemleri Nelerdir?</h2><p>Özel bir tedavi yöntemi yoktur. Çoğu zaman belirtiler kendiliğinden kaybolur. Uzman hekimler teşhis sonrası ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar ile belirtileri hafifletmek için tedavi uygulayabilirler. Yaşam alanlarındaki oda neminin dengelenmesi ve ılık duş ile boğaz ağrısı ve/veya öksürüğün hafiflemesine destek sağlanabilir. Ayrıca bol sıvı tüketmek, dinlenmek ve uyku tedavi için yararlı olacaktır. Belirtiler standart soğuk algınlığı sürecinden daha iyi değil seyretmeye başlarsa kesinlikle uzman hekime danışılması gerekir.<br></p><h2>Corona / Covid-19 (Korona) Virüsten Korunma İçin Neler Yapılabilir?</h2><p>Henüz Corona / Covid-19 (Korona) virüs ailesine karşı koruma sağlayacak bir aşı bulunmamaktadır. MERS aşısı için deneme süreci devam etmektedir. Korunmak için basit önlemler son derece yararlı olacaktır.Dünya Sağlık Örgütü,<br>Enfekte olmuş kişilerle yakın temastan kaçınmanın,<br>El hijyenine dikkat etmenin, sık aralıklarla elleri en az 20 saniye sabun ve su ile yıkamanın; sabun ve su olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanmanın; özellikle hasta insanlar veya çevresi ile direk olarak temas ettikten sonra elleri kesinlikle yıkamanın,<br>Çiftlik veya vahşi hayvanlarla korunmasız temastan kaçınmanın,<br>Enfekte olduysanız eğer, mesafeyi korumanın, öksürürken, hapşırırken tek kullanımlık kağıt mendil ile ağızın ve burnun kapatılmasının; kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içinin kullanılmasının, ellerin yıkanmasının; gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmaktan kaçınmanın,<br>Enfekte olan kişilerin dokunduğu yüzeylerin dezenfekte edilmesinin,<br>Et, yumurta gibi hayvansal gıdaların iyice pişirilmesinin,<br>Hasta kişilerin mümkünse kalabalık yerlere girmemesinin, eğer girmek mecburiyetinde kalınıyorsa ağız ve burnun kapatılmasının, mümkünse tıbbi maske kullanılmasının önemli olduğunu belirtmiştir. </p>n

Kadir Hameş·13 Mart 2020
KONUŞMA TERAPİSTİ
Cilt Sağlığı

KONUŞMA TERAPİSTİ

<p><strong>Konuşma Terapisti Nedir Kendinizden Bahseder misiniz?</strong><br><strong><a href="https://www.ireterapi.com">Konuşma terapisti</a></strong> olan Ve ASHA (Amerikan Konuşma- Dil İşitme Derneği) lisansı bulunan Ümmühan Erkoç bu mesleği icra etmek için gereken tüm donanımlara sahiptir. Kişiler kendileri ya da çocukları için konuşma terapisti tercihi yaparken bu terapiyi verecek olan kişinin eğitimlerine, tecrübelerine dikkat etmelidir. </p><p><strong><a href="https://www.ireterapi.com">Çocuklarda Tedavi Uyguladığı Hastalıklar Nelerdir?</a></strong><br>Konuşma terapisti olan Ümmühan Erkoç, yetişkinlerde ve çocuklarda oluşan konuşma sorunları için tedavi uygulamaktadır. Çocuklarda konuşma bozukluğu sorunları birçok şekilde oluşabilmektedir. Tıp litaratürübde Miyofonksiyonel olarak anılan halk arasında yutkunma ve çiğneme bozuklukları dahil benzer birçok problem konuşma terapistleri tarafından tedavi edilebilmektedir.</p><p>Konuşma terapistleri yine konuşma eyleminde kullanılan kaslarda gözükmekte olan güçsüzlükleri de sıklıkla konuşma terapisi ile giderebilmektedir.</p><p>Çocuk bireylerde gözükmekte olan yutma bozuklukları, ses kaynaklı sorunlar, her yaş ve cinsiyette gözüken kekemelik sorunu da bu tedavi ile giderilebilmektedir. Görsel ve işitsel konularda bedenimizi yöneten bölüm beynin sağ bölümüdür ve bu bölümle ilgili oluşan sorunlar dikkat ve hafızada aynı zamanda görsellik ve işitsellikte etki etmektedir. Bu sebepten beynin sağ tarafı üzerinde dikkat ve hafıza bozuklukları olabilmektedir.<br>Geçirilen trafik kazaları, düşme, çarpma gibi sebeplerden dolayı oluşmakta olan kafa travmaları sebebiyle ortaya çıkan lisan üzerindeki bozukluklar da yine konuşma terapistleri tarafından tedavi edilmektedir. Bu travmaların sebebiyet verdiği rahatsızlıklarda konuşma terapisi ile giderilebilmektedir.<br></p><p>Otizm hastalığına bağlı olarak görülen konuşma sorunları tedavisinde konuşma terapisi oldukça pozitif sonuçlar vermektedir.<br>Otizm için bir tanımlama yapmak gerekirse, "Çocuk bireylerin gelişim sürecini etkileyebilen ve merkezi sinir sistemlerinin üzerindeki sorunlardan kaynaklı nörolojik ve davranışsal bir hastalık olmasıdır."<br>Otizmli kişilerde görülen konuşma probleminden bahsedildiğinde apraksi problemi akla gelmektedir. Aprajsi ise duyduğu kelimeleri ve sesleri anlayabilme fakat anlaşılanı ifade etmek konusunda zorlanarak ifade edilememesi durumudur. Apraksi başka bir hastalığın sebep olmadığı durumlarda da farklı bir etkene bağlı olmadan kendi başına gözlemlenebilen bir hastalık olmaktadır.<br></p><p><strong><a href="https://www.ireterapi.com">Yetişkinlerde Tedavi Uygulayabileceği Hastalıklar Nelerdir?</a></strong><br>Yetişkin bireylerde konuşma terapisi alanları ise tıp lisanında afazi olarak bilinmekte olan felç sonrası konuşma problemidir. Çocuk bireylerde de olan Dizartri isimli sorun yetişkinlerde konuşurken doğru sesi çıkarabilme konusunda yaşanabilen zorluklardır.</p><p><br>Yetişkin bireylerin geçirdiği kazalar sonucu da kafa travmaları gerçekleşirse bunun sonucunda konuşma bozuklukları oluşabilmektedir. Dikkatle ilgili bozukluk sorunları ve beynin sağ bölümü tarafından yönetilen hafıza bozukluğu da konuşma terapisi ile tedavi edilebilmektedir. Boyunda ve baş bölümüne oluşan tümörler sonrası görülebilen konuşma ve ifade bozuklukları da iyileştirilebilmektedir.</p><p><br>Konuşma terapisti &nbsp;Ümmühan Erkoç’un ile uyguladığı yetişkin tedavilerine örneklerden birkaçı da kişilerin yaşlılık sürecinde oluşan demans nedeniyle &nbsp;yaşadığı konuşma problemi, nörolojik bozukluklar sebebiyle oluşan ALS hastalığına bağlı konuşma problemi, ve Parkinson sonrası görülen konuşmada bozukluğudur. </p>n

Kadir Hameş·6 Mart 2020
Okula başlayacak çocuklara görme taraması yapılacak
Genel Sağlık

Okula başlayacak çocuklara görme taraması yapılacak

<h2>Sağlık Bakanı&nbsp;Fahrettin Koca, "Ulusal Görme Taraması Programı" kapsamında ilköğretim çağındaki çocuklara 1. sınıfa başlayacağı yıl&nbsp;görme taraması&nbsp;yapılacağını açıkladı</h2><p>Sağlık Bakanı&nbsp;Fahrettin Koca, okul öncesi ve okul çağı çocuklarını kapsayan "Ulusal Görme Taraması Programı&nbsp;Genelgesi"ni hazırlayıp 81 ile gönderdiklerini kaydetti.</p><p>Genelge ile bebeklerde ve okul öncesi dönemde yapılan görme taramalarını okul çağını da kapsayacak şekilde genişlettiklerine dikkati çeken Koca, "Ayrıca görme taramalarının hangi yaş gruplarına nasıl yapılacağına dair de bir uygulama rehberi hazırlayarak internet üzerinden hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın erişimine açtık" ifadelerini kullandı.</p><h4><strong>Hangi çocuklara tarama yapılacak?</strong></h4><p>Koca, bu taramalar sayesinde görmenin normal gelişimini engelleyecek risklerin saptanacağını ve yetersiz görmesi olan bebek ve çocukların erken dönemde tespit edileceğini vurguladı.</p><p>Koca, şunları kaydetti: "Böylelikle başta şaşılık, kırma kusurları, katarakt, göz tembelliği gibi rahatsızlıkları erken teşhis ederek, gerekli tedaviye geç kalmadan başlamış olacağız. Güncellenen tarama programı ile aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı tarafından, 0-3 aylık bebeklerin 3. ay izleminin sonuna kadar, 36-48 aylık çocukların 5. izlemi içerisinde ve ilköğretim çağındaki çocukların 1. sınıfa başlayacağı yıl&nbsp;görme taraması&nbsp;yapılacak."</p><p>Ailelerin ihmal ettiği göz muayenesini okula atılan ilk adımla birlikte tespit etmek istediklerini söyleyen Fahrettin Koca, son yıllarda Türkiye'de uygulanan sağlık politikalarıyla ülkemizin sağlık alanında ve diğer birçok alanda çağ atladığını belirtti.</p><p><strong>Aile hekimi muayene edecek</strong></p><p>Taramanın aile hekimi tarafından "risk faktörleri açısından sorgulama, görme muayenesi, kırmızı refle testi" şeklinde yapılacağını belirten Koca, sonuçların&nbsp;Aile Hekimliği Bilgi Sistemi'ne kaydedileceğini ifade etti.</p><figure class="wp-block-image"><a href="https://www.megasaglik.com/1-sinifa-baslayacak-cocuklara-gorme-taramasi-yapilacak/"><img src="/1016142_620x413.jpg" alt="" class="wp-image-2972"/ /></a></figure><p>Koca, pozitif muayene bulgusu ya da risk faktörlerinden herhangi birinin varlığı durumunda, çocuğun ileri tetkik ve muayene için göz hastalıkları uzmanına sevk edileceğini ve sürecin takip edileceğini anlattı.&nbsp;</p>n

Kadir Hameş·23 Şubat 2020
KEMİK KANSERİ
Beslenme

KEMİK KANSERİ

<h2>Kemik Kanseri Nedir?</h2><p>Vücudumuzda bulunan kemiklerin üç ayır hücre tipi bulunmaktadır. Bu hücre tipleri ise osteoklast, osteoblast ve osteosit olarak ayrılmaktadır. Bu hücrelerden herhangi birinde beklenmedik bir şekilde hücre artışı veya tümör görülmesi durumunda kemik kanseri riski artabilmek ya da söz konusu hastalık görülebilmektedir. Tümör kötü huyluysa ve tedaviye geç kalınmışsa, bu konuda hastalığın daha da çok ilerlediğini söylemek mümkün olacaktır. Bu zararlı tümör ya da kontrol dışı çoğalan hücreler, kemiğin zayıflamasına ve hatta işlev göremez hale gelmesine neden olabilmektedir.</p><h2><br>Kemik Kanseri Belirtileri</h2><p>Günümüzde kemik kanseri hastalığını fark edebilmek ve erken teşhis koyabilmek adına birçok belirti bulunmaktadır. Bu belirtiler sayesinde kemik kanserini daha da ilerlemeden tespit edebilmek mümkündür. Kemikte gelişen ağrılar ve yumuşak dokudaki şişlikler en temel belirtileri arasında yer almaktadır. Bununla birlikte eklem şişliği ve eklem sertliği diğer ortaya çıkma nedenidir. Topallama ise ileri seviye kemik kanseri belirtileri arasında yer almaktadır. Öte yandan hastanın ateşli olma hali, kilo kaybı ve anemi gibi belirtileri, nadir görülen semptomlar arasında yer almaktadır. Bu gibi konulara dikkat etmek ve kanser şüphesi duyduğunuz anda hemen en yakın uzman doktora görünmeniz oldukça önemlidir.</p><figure class="wp-block-image size-large"><img src="/kemik-kanseri.jpg" alt="kemik-kanseri" class="wp-image-3612"/ /></figure><h2><br>Kemik Kanseri Tedavisi</h2><p>Birçok kanser türünde olduğu gibi modern tıpta kemik kanseri hastalığı için farklı farklı tedavi yöntemleri görülebilmektedir. Bu tedavi yöntemlerinin başında ise ameliyat gelmektedir. Ameliyat ile tümörlü olan bölge ya da hücreler vücuttan uzaklaştırılabilir. Bunun dışında kemoterapi diğer bir kullanılan tedavi yöntemi olarak bilinmektedir. Öte yandan son olarak da radyoterapi ile tedavi de yine hastalığın boyutuna ve cinsine göre tercih edilen tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır.</p><h2>Kemik Metastazı Nedir?</h2><p>Kemik haricinde farklı bir organda başlayan kanserin, kemiklere sıçraması olayına kemik metastazı denir, kemiklerin hücresel bazda güçsüzleşmesi ve zayıflamasından dolayı ciddi ağrılara sebep olur. Kemik metastazı için uzmanlar radyoterapi önermektedir. </p>n

Kadir Hameş·13 Şubat 2020
Bölgesel Yağ Yakmaya Yardımcı Doğal Gıdalar
Beslenme

Bölgesel Yağ Yakmaya Yardımcı Doğal Gıdalar

<span><strong>Merhabalar sevgili takipçilerimiz sizlere bugün bölgesel yağlarınızdan nasıl kurtulacağınızı anlatacağız saygılar sunarız sağlıcakla kalınız</strong></span><span><strong>Bazı yiyecekler vücudun belirli bölgelerinde oluşan bölgesel yağ kütlelerini azaltmanıza yardımcı olur. Bu yiyecekleri yedikten sonra vücudunuzu istediğiniz şekle sokmak için genel yağ kütlenizi azaltabilirsiniz.</strong></span><span><strong>Yağ yakıcı besinler</strong></span><span><strong>Eğer kalça, uyluk ya da mide bölgenizdeki yağ kütlesini azaltmaya çalışıyorsanız, yağ yakıcı yiyeceklerin genel ve bölgesel yağ yakımında etkin rol oynadıklarını bilmeniz gerekiyor.</strong></span><span><strong>Bölgesel yağ yakımı</strong></span><span><strong>Bu tür yiyecekler hakkında pek çok bilgi olmasına rağmen kilo verme konusunda kendisini kanıtlayan çok azdır. Bazı insanlar yeşil çay, acı biber, soya fasulyesi, greyfurt, sarımsak ve zencefil gibi yiyeceklerin metabolizmanızı hızlandırarak kilo vermenize yardımcı olduğuna inanırlar.</strong></span><span><strong>Bununla birlikte görünür etkileri diyetinize eklemeyi önemsemeyecek kadar küçüktür, hatta bazıları kilo vermenize etkisi olmadığını düşünür fakat gerçek öyle değildir.</strong></span><span><strong>Bunu da okumanızı öneririz: Doğal Sızma Zeytinyağının Sağlığa 6 Faydası</strong></span><span><strong>Mide bölgesindeki yağları yakan yiyecekler</strong></span><span><strong>Mide bölgesinde oluşan yağlar arterleri tıkaması ve kalp problemlerine neden olması nedeniyle birçok sağlık risklerine neden olur. Bu nedenle erkeklerin bel ölçüsü 102 santimetreyi, kadınlarda bel ölçüsü ise 88 santimetreyi geçmemelidir.</strong></span><span><strong>Bu bölgedeki yağ yakımını hızlandırmak için aşağıdaki yiyecekleri tüketmeyi düşünebilirsiniz:</strong></span><span><strong>Yağ yakan besinler</strong></span><span><strong>Az yağlı süt ürünleri: Bu gruba yağsız süt, yoğurt ve az yağlı peynir dahildir. Yüksek miktarda kalsiyum içermeleri yağ hücrelerinin parçalanmasında etkin rol oynar.</strong></span><span><strong>Sitrik meyveler: Portakal, greyfurt ve limon gibi bazı sitrik meyveler yüksek miktarda C vitamini içerir. Vücudun yağlanmasına yardımcı olan insülin hormonun salgılanmasını düzenler ve azaltır.</strong></span><span><strong>Kavun: Potasyum açısından zengin olan bu meyve, vücudunuzdaki sodyum seviyesini düzenler ve şişkinlik sorunlarından kurtulmamıza yardımcı olur.</strong></span><span><strong>Ceviz: Yüksek omega-3 içeriği sayesinde ceviz, kortizol gibi stres hormonun salgılanması seviyesini azaltmaya yardımcı olur. Bunun gibi stres hormonları kilo alımına katkıda bulunur, bu yüzden sık sık ceviz yemeyi ihmal etmemeliyiz.</strong></span><span><strong>Badem: Protein, kalsiyum, lif ve omega-3 açısından zengindir, bu da bademi büyük bir enerji kaynağı haline getirir. Ayrıca şeker seviyesini kontrol etmeye ve metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olur.</strong></span><span><strong>Yulaf: Kolesterol düzeylerinin düşmesine yardımcı olan yüksek düzeyde lif ve protein içerir. Aynı şekilde yağ ve toksinleri hapseden maddeler barındırarak kanı temizledikleri bilinmektedir, bu yüzden de vücuttaki yağ ve toksin atımı kolaylaşır.</strong></span><span><strong>Somon balığı: Bu balık yüksek omega-3 konsantrasyonuna, metabolizmanızı hızlandıran ve karın yağlarını yakmanıza yardımcı olan iyi kolesterol (HDL) oluşturmaya yardımcı olan proteinlere sahiptir.</strong></span><span><strong>Zeytinyağı: Zeytinyağı vücudunuz için sağlıklı olan doymamış yağlar bakımından zengindir. Ayrıca vücudunuzun besinleri daha kolay emmesine ve kolesterol seviyesini düşürmesine yardımcı olur.</strong></span><span><strong>Uyluk ve kalça bölgesindeki yağları yakan yiyecekler</strong></span><span><strong>uyluk ve kalça bölgesi yağı</strong></span><span><strong>Mide bölgenizdekilere benzer olarak, uyluk ve kalça bölgenizdeki yağların yakımını hızlandıracak belirli yiyecekler vardır. Birkaç örnek:</strong></span><span><strong>Kepekli tahıllar: Kahverengi pirinç, yulaf, kepekli ekmek, makarna ve patlamış mısır.</strong></span><span><strong>Baklagiller: En iyi örnekleri bezelye, fasulye ve mercimektir.</strong></span><span><strong>Yağsız proteinler: Bazı örnekleri, haşlanmış tavuk, yumurta, az yağlı süt ürünleri, taze balık, tofudur.</strong></span><span><strong>Lif (Fiber): Vücudumuza faydası olan lif açısından zengin yiyecekler elma, patates, çilek ve brokolidir.</strong></span><span><strong>Bu yazıyı da okumanızı öneririz: Yüksek Kortizolü Düşürmek: Sağlıklı Alışkanlıklar ve Doğal Çözümler</strong></span><span><strong>Vücudunuzun belirli bölgelerinde yağ yakmak için bu yiyecekleri gün içerisinde dengeli bir şekilde tüketmeye ve buna uygun diyet planı yapmayı unutmayın. Düzenli yapılan egzersiz aynı zamanda yağ yakmak için oldukça önemli bir parçadır.</strong></span><img src="/bolgesel-yag-yakmaya-yardimci-dogal-gidalar.png" / class="article-inline-image" />

Kadir Hameş·4 Şubat 2020