Mega Sağlık
AnasayfaKategorilerAraInstagram

Instagram'da Biz

Tümü →
Kış aylarında cilt bakımı ipuçları 🧴✨ #ciltbakımı #sağlık
Sağlıklı kahvaltı önerileri 🥑🍳 #beslenme #sağlıklıyaşam
Günlük 10.000 adım hedefi için motivasyon 💪 #fitness
Doğal cilt maskesi tarifi 🌿 #güzellik #doğalbakım
Uyku kalitesi için 5 altın kural 😴 #sağlık #uyku
SPF kullanımı yıl boyu önemli ☀️ #ciltkoruma

Mega Sağlık

Sağlık haberleri ve bilgilendirme portalı

HakkımızdaİletişimInstagram

© 2026 Mega Sağlık. Tüm hakları saklıdır.

  • Anasayfa
  • Kategoriler
  • Ara
  • Instagram
Cilt Sağlığı

Cilt Sağlığı

Cilt Sağlığı

Kendi Küçük, Acısı Büyük: Aft

Ağız içinde aniden ortaya çıkan küçük beyaz yaralar çoğu zaman önemsenmez. Ancak bu yaralar, günlük yaşamı ciddi anlamda etkileyebilecek kadar ağrılı olabilir. Halk arasında “aft” olarak bilinen bu ağız içi yaraları, özellikle yemek yerken, konuşurken hatta su içerken bile kişiyi zor durumda bırakabiliyor. Tıp literatüründe “aftöz ülser” olarak adlandırılan aftlar, genellikle ağız içindeki yumuşak dokularda görülür. Dudak içleri, yanakların iç yüzeyi, dil, damak ve diş eti gibi bölgelerde ortaya çıkabilen bu yaralar, çoğunlukla yuvarlak ya da oval şekildedir. Ortası beyaz veya sarımsı renkte olan aftların çevresi ise genellikle kırmızı bir halka ile çevrilidir. Uzmanlara göre aftın kesin nedeni henüz tam olarak bilinmiyor. Ancak stres, yorgunluk, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve bazı besin eksiklikleri aft oluşumunda etkili olabiliyor. Özellikle yoğun iş temposu, düzensiz uyku ve psikolojik baskı altında olan kişilerde aftların daha sık görüldüğü belirtiliyor. Bunun yanı sıra B12 vitamini, demir ve folik asit eksiklikleri de ağız içi yaralarının ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor. Beslenme alışkanlıkları da aft gelişiminde önemli rol oynayabiliyor. Çok sıcak, baharatlı veya asitli yiyecekler ağız içindeki hassas dokuları tahriş ederek aft oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. Ayrıca sert kabuklu yiyeceklerin ağız içinde oluşturduğu küçük travmalar da aftların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Bazı kişilerde ise çikolata, kahve, çilek veya kuruyemiş gibi belirli gıdalara karşı gelişen hassasiyet aftları tetikleyebiliyor. Çoğu aft herhangi bir tedaviye gerek kalmadan bir ila iki hafta içinde kendiliğinden iyileşir. Ancak bu süreçte ağrıyı azaltmak ve iyileşmeyi hızlandırmak için bazı önlemler alınabilir. Ağız hijyenine dikkat etmek, düzenli diş fırçalamak ve antiseptik ağız gargaraları kullanmak şikâyetlerin hafiflemesine yardımcı olabilir. Ayrıca çok sıcak, baharatlı ve asitli yiyeceklerden geçici olarak uzak durmak da ağrıyı azaltabilir. Bununla birlikte bazı durumlarda aftlar daha ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Eğer ağız içindeki yaralar üç haftadan uzun sürüyorsa, çok sık tekrarlıyorsa, aşırı büyükse veya yüksek ateş gibi ek belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Uzun süre geçmeyen aftlar, vitamin eksikliklerinden bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar farklı sağlık problemleriyle ilişkili olabiliyor. Küçük boyutlarına rağmen yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilen aftlar, çoğu zaman geçici ve zararsız olsa da sık tekrarlayan durumlarda ihmal edilmemeli. Uzmanlar, sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve stres yönetiminin aftların önlenmesinde önemli bir rol oynadığını vurguluyor.

Ela Söylemez·29 Haziran 2026
Dans Etmenin İnsan Vücuduna Faydaları !
Cilt Sağlığı

Dans Etmenin İnsan Vücuduna Faydaları !

Meşhur dansçı, Isadora Duncan'ın da söylediği gibi: "Dans sadece bir tekniğin iletimi değil, aynı zamanda hayati derin bir dürtüdür".nnDansın faydaları inanılmazdır. Dans etmek, tekniği ne olursa olsun, içgüdülerle alakalıdır. Daha önce hiç müziğin ritmini hissettiğinizde kendini bıraktığınızı hissettiniz mi?nnBu mükemmel olmakla alakalı değildir. Eğlenmek, iyi hissetmek ve vücudumuzu tanımak hakkındadır.nnEğer utanç ya da korku yüzünden dans etmeye cesaret edemiyorsanız, moralinizi bozmayın. Dansta, her zaman alternatifler bulabilirsiniz. Ayrıca her biri inanılmaz avantajlar sağlar.nnDans etmenin avantajlarını keşfediKan dolaşımını artırır ve kolestrolü düşürürnnDans direnç gerektiren bir egzersizdir. Böylece, kalbimiz normalden daha yoğun çalışır. Bu da kanımızın daha akıcı bir şekilde dolaşmasına izin verir.nnAynı zamanda, bu hareket kolaylığı yağ yakmayı teşvik eder ve bununla birlikte, arterlerimizi tıkayan kolesterolü ortadan kaldırılır. Böylece, koroner ya da serebrovasküler hastalıkların riskini azaltırız.nnAyrıca bakınız: Forma Girmek İçin Dans Kardiyo Yapmaya Ne Dersiniz?nnKilo vermemize yardımcı olurnnBu dans en çok aranan avantajlarından biridir.nnKilo vermek her zaman kolay değildir.nnAncak, dans ederken tüm vücudunuzu hareket ettirerek, vücudunuzu sıkılaştırmak ve aradığınız ince, sağlıklı ağırlığa ulaşmak için kilo verebilirsiniz.nnKemiklerinizi güçlendirirnnDans ederken, tüm kemik yapımızı kullanırız. Spor salonu ve spor dışında, vücudumuz için gerekli danstan başka bir aktivite bulmak imkansızdır.nnBu nedenle, herkes için tavsiye edilir, ama özellikle osteoporoz riski olan orta yaşlı insanların yapması önerilir.nnOkumanızı tavsiye ediyoruz: Kemik Erimesini Önleyen 7 AlışkanlıknnYaratıcılığı geliştirmeye yardımcı olurnnDans, denge ve hareket anlamına gelir. Bu da, onu sadece birkaç disiplinin gerektirdiği bir hassasiyet ile doğru şekilde öğrenmenizi gerektirir.nnBuna ek olarak, sizi farklı düşünmeye zorlar. Dans ettiğiniz zaman, vücudunuz müziğin ritmine uyarak hareket eder; bu, bir dürtü gibidir.nnBunu yaparken, sezgilerin size rehberlik etmesine izin verirsiniz. Böylece, engelleriniz ortadan kalkar ve yaratıcı düşünmeye aşina olursunuz. Beyniniz buna alıştığınızda, öğrenme kabiliyetini geliştirir ve bunu diğer alanlara da uygular. “Dans etmek, kendiniz olmak, daha büyük, daha güzel, daha güçlü olmak demektir. Bu, dünya üzerindeki güçtür ve senindir.” – Agnes de MillernnHafızayı en üst düzeye çıkarır Dans dersleri genellikle koreografi üzerinden gerçekleşir. Yavaş yavaş, vücut dilinize dahil edilen adımları öğrenirsiniz. Dans etmenin faydaları kısa vadede şaşırtıcıdır. Sadece ruh hali ve uykunuzu geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda hafızayı da geliştirir. Stresi azaltırnnHer şeyden öte, dans eğlenceli bir faaliyettir. Sonuç olarak, dans ettiğimizde, beynimiz refah ve mutluluk hormonları olan endorfin ve serotonin salgılar. Bu anlamda, dans depresyon ve yalnızlıkla mücadele için çok etkilidir. Ayrıca, yukarıda belirtilen nedenlere ek olarak, diğer insanlarla dans etmenin keyfini çıkarabilirsiniz. Böylece, izolasyon duygularından kaçınabilirsiniz. Ekip çalışmasını öğretir Genelde, diğer insanlarla dans edersiniz. Vücutlarınız tamamen senkronize olmalıdır ve bu da sadece takım çalışması ve uzlaşma yoluyla elde edilebilir. Koreografide daha fazla ağırlık üstlenenler olsa da, dans bir anlaşmaya dayalı olmalıdır. Aksi takdirde, diğerlerine göre öne çıkma arzusu ya da güç savaşları varsa, dans başarısız olur. Bu şekilde, birbirimize bağlı olmayı öğreniriz. Eğer biri düşerse, diğeri de başarısız olur. Ortağınız hatalı davranırsa, bu hata sizi de etkiler. Dansın bu şaşırtıcı yararlarını dikkate alarak ona bir şans vermeyi deneyin!

Kadir Hameş·29 Haziran 2026
Saçlarınızın Uzaması için Faydalı Bitkiler ve Baharatlar
Cilt Sağlığı

Saçlarınızın Uzaması için Faydalı Bitkiler ve Baharatlar

Saç uzaması için faydalı olmasının yanı sıra kişnişli saç maskesi kepekle savaşarak kafa derinizin kurumasını engeller. Saç uzaması için faydalı bir yöntem peşinde misiniz? Eğer öyleyse bu süreci çok daha kolaylaştıran birçok bitki ve baharat olduğunu bilmelisiniz. Aşağıdaki malzemeler genellikle mutfakta kullanılsa da birçoğu sıklıkla kullanılan güzellik ürünlerinin içinde de bulunmaktadır. Bu makalede evde deneyebileceğiniz bazı doğal çözümlerden bahsedeceğiz. Üstelik hem ucuz hem de kolaylar! 1. Çemen otu Çemen otu Asya mutfağında oldukça yaygındır. Saç foliküllerinin sağlığıyla ilgili hormonları aktive ederler, bu da saç uzaması konusunda yardımcı olabilecekleri anlamına gelir. Çemen otunu beslenmenize dahil edebilecek olmanızın yanı sıra aşağıdaki saç maskesinde de kullanabilirsiniz: Malzemeler 1,5 bardak çemen otu (90 gr) 1 bardak su (250 ml) Bal (tercihinize göre) Hazırlanış Bir cam kapta çemen otu ve suyu karıştırın ve karışımı tüm gece bekletin. Ertesi sabah, tekrar karıştırın. İsterseniz karışıma bir kaşık bal ekleyebilirsiniz. İyice karıştırın ve macun kıvamındaki karışımı kafa deriniz ve saçınıza yedirin. 30 dakika bekletin ve ılık suyla durulayın. Bu maskeyi haftada bir defa tekrarlayabilirsiniz ve kısa sürede değişimi göreceksiniz. Çemen otunu Asya gıdaları satan marketlerde veya doğal besinler satan mağazalarda bulabilirsiniz. Daha fazla öğrenmek için Parlak ve Yumuşak Saçlar için 5 Maske 2. Kişniş Kişniş saç uzamasını desteklemek için kullanılan en yaygın bitkidir. Hem yaprakları hem de köklerinin harika canlandırıcı özellikleri bulunmaktadır. Aşağıda saç uzaması için kullanabileceğiniz birkaç kişniş seçeneğine göz atabilirsiniz – sizin için en uygununu seçin! Kişniş suyu Bu, en kolay ve en az zaman harcayan seçeneği tercih etmek isteyenler için mükemmeldir. Saçlarınızı kişnişli suyla her gün yıkayabilirsiniz. Şampuanınızı duruladıktan sonra, saçlarınız temizken kullanmayı deneyin. Malzemeler 4 bardak sıcak su (1 litre) 5 dal kişniş Hazırlanış Yıkanmış kişnişleri sıcak suya koyun ve 10 dakika bekletin. Sonra kişnişi sudan alın ve suyu süzün. Son olarak suyu ılıkken saçlarınızı durulamak için kullanın. Kişniş Maskesi Daha fazla vaktiniz varsa veya saçlarınız uzunsa bu ikinci yöntemi denemek isteyebilirsiniz. Bu maske saç uzamasını desteklerken kuru kafa derisi ve kepekle mücadele etmek için özellikle tasarlanmıştır. Malzemeler Yarım olgunlaşmış avokado 1 bardak kişniş yaprağı (60 gr) 1 yemek kaşığı aloe vera jeli (15 gr) Hazırlanış Homojen bir macun elde edinceye kadar tüm malzemeleri karıştırı Temiz saça bir tarak yardımıyla uygulayın. Dairesel hareketlerle yumuşakca masaj yapın ve 30 dakika bekletin. Ilık suyla durulayın (veya yukarıda bahsettiğimiz kişniş suyuyla da durulayabilirsiniz) Kişniş ve üzüm çekirdekli şekillendirici Eğer uzun saçlarınız varsa ve her gün kullanabileceğiniz bir seçeneğe ihtiyacınız varsa bu şekillendiriciyi deneyin. Normalde kullandığınız şekillendiricinin yerine bunu tercih edebilirsiniz. Malzemeler 3 dal kişniş 3 yemek kaşığı üzüm yağı (45 gr) Hazırlanış Üzüm yağını düşük ateşte ısıtın. Isındığında, fakat henüz kaynamamışken ateşten alın. Kişniş yapraklarını ekleyin ve bütün gün bekletin. Son olarak süzün ve yağı ufak bir bardak veya bir plastik şişede saklayın. İhtiyaç duyduğunuz her zaman şekillendirici kreminiz yerine kullanabilirsiniz. 3. Tarçı Saç uzaması için doğal çareler listemiz tarçın olmadan eksik olurdu! Diğer makalelerde tarçının saçınız için yararlarından bahsetmiştik. Çok da fazla çaba göstermeden kafa derinizi temiz ve sağlıklı tuttuğunu zaten biliyorsunuz. Bu maskeyi uygulayın ve kelleşmeyi ya da aşırı saç dökülmesini unutun. Malzemeler 2 yemek kaşığı toz tarçın (10 gr) 1 yemek kaşığı bal (25 gr) 1 yemek kaşığı gül suyu (10 ml) Hazırlanış Malzemeleri karıştırın ve saçınıza uygulayın. Kafa derinize yavaşça dairesel hareketlerle masaj yaparak yedirin. 15 dakika bekletin ve ılık suyla durulayın. Duruladıktan sonra saçınızın temizlenmediğini düşünüyorsanız şampuanla yıkayabilirsiniz. Şampuanınızın doğal ürünler içerdiğinden emin olun, böylelikle saçınız toksinlerden uzak kalacaktır. Bu makaleye göz atın: Protein Açısından Zengin 5 Saç Maskesi 4. Çörekotu Çörekotunun kullanım alanlarını biliyor musunuz? Cevabınız muhtemelen “hayır” olacaktır çünkü çok yaygın kullanılan bir baharat değildir. Fakat Arap mutfağında sıklıkla kullanılır. Yine de bu baharatla tanışmanızı öneririz. Saç uzaması için faydalı olmasının yanı sıra kepeğe de yardımcı olur. Ayrıca beyazlarla savaşmada da oldukça etkilidir. Bu maskeyi haftada bir gün uygulayabilirsiniz. Malzemeler 5 yemek kaşığı çörekotu (50 gr) 2 yemek kaşığı zeytin yağı (32 gr) Hazırlanış Çörekotunu bir havanda tokmak ile öğütü Sonra yağı ısıtın. Malzemeleri karıştırın ve tüm saçınıza uygulayın. Son olarak, tamamen kuruyuncaya dek bekletin ve temiz suyla durulayın. n

Kadir Hameş·6 Mart 2025
Cildimizi Gençleştirecek Doğal Gıdalar
Cilt Sağlığı

Cildimizi Gençleştirecek Doğal Gıdalar

Merhabalar takipçilerimiz cildimizi hangi besinler hangi gıdalar gençleştirir sizlere bunlardan bahsedeceğiz Genç görünen, ışıltılı, kırışıklık ve ince çizgilerden yoksun bir cilt; kadın ya da erkek fark etmeksizin hangimize cazip gelmiyor ki? Özellikle biz kadınlar, sadece birkaç yaş bile daha güzel görünebilmek adına kaliteli ve fiyatı son derece yüksek olan kırışıklık karşıtı kremler kullanmaktan bir türlü vazgeçmiyor ancak çoğu zaman hayal kırıklığına uğrayarak, yeterince genç ve güzel görünememenin üzüntüsünü tüm kalbimizde hissediyoruz. Bakımımıza ve güzelliğimize her ne kadar özen gösterirsek gösterelim, bazen sırf yanlış ve düzensiz beslenme, sigara ve alkolü aşırı miktarda tüketme, geceleri yeterince uyumama vb. farklı etmenler yüzünden cildimizdeki kırışıklık, sarkma ve selülit oluşumunu bir türlü önleyemiyoruz. Cildi gençleştiren gıdalar başlıklı bu yazımda cildinizin daha güzel ve genç görünmesine yardımcı olacak, öğünlerinize muhakkak eklemeniz gereken gıdaları sizlerle paylaşmak istiyoruz. Peki, hangi besinler cildimizi ve vücudumuzu gençleştiriyor? Gelin, bu soruyu birlikte yanıtlamaya çalışalım: Cildi 10 Gençleştiren Gıdalar Cildi gençleştiren gıdalar ve cildi güzelleştiren gıdalar güzelliğine ve cilt sağlığa dikkat edenler tarafından çok merak edilmektedir. Hangi gıda cilde faydalıdır, hangi gıda cilde iyi gelir sorusunun cevabı yazımızda. Ceviz: Harika bir protein deposu olarak bilinen bir kuruyemiş olan ceviz, özellikle ara öğünlerde tüketildiğinde cildimizde yeni hücre oluşumunu teşvik ediyor. Cilt hücrelerimizi serbest radikallerin zararlı etkilerine karşı koruyarak, cildimizin erken yaşlanmasını önlüyor. Ara öğünlerinizde yalnızca 2-3 adet ceviz tükettiğinizde bile cildinizin daha canlı, esnek ve pürüzsüz görünmesini sağlayabiliyorsunuz. Ayçekirdeği ve kabak çekirdeği: Bir diğer bitkisel protein deposu olan kabak ve ayçekirdeği; E vitaminleri açısından oldukça zengin besinler olarak, cildimizi yeniliyor. Cildimizde kolajen üretimini uyararak, cilt sıkılaştırıcı bir rol üstlenen kabak ve ayçekirdeği, cildimizi besleyerek, nemlendiriyor. Yanlış cilt bakım malzemelerinin düzenli kullanımı, sürekli olarak cildimize uyguladığımız makyaj, çevresel faktörler vb. farklı etmenler yüzünden özellikle yaşımız ilerledikçe cildimizde azalan kolajen miktarının artmasını sağlamak ve cildinizi yenilemek adına günde bir avucu aşmayacak şekilde ayçekirdeği ya da kabak çekirdeği tüketebilirsiniz. Böylelikle günlük protein ihtiyacınızın önemli bir bölümünü de karşılayabilirsiniz. Soya: Özellikle vejetaryen beslenen kişilerin sıklıkla tükettiği, harika ve ideal bir protein kaynağı olan soya; içerisindeki vitamin ve mineraller sayesinde cildimizdeki ton dengesizliklerini ciddi oranda gideriyor. Cildimizde güneş ışınları yüzünden beliren lekelerle de savaşarak, cildimizin daha güzel ve genç görünebilmesine olanak tanıyor. Cilt pigmentasyonunu da arttıran soya; cilt rengini en az birkaç ton açarak, cildimizdeki lekelerin görünümünü hafifletiyor. Cildinizdeki koyu kahve lekelerden ve güneş lekelerinden kurtulmak, cildinizin daha sağlıklı ve genç görünmesini sağlamak adına cildi gençleştiren besinler listemizde bulunan soya fasülyesi, soya sütü vb. soyadan üretilen tüm gıdaları düzenli olarak tüketmenizi öneriyoruz. Nar: Kansızlığa son derece iyi gelen bir meyve olan nar; içerisinde bulunan polifenoller sayesinde serbest radikallerle mücadele ederek, hücrelerimizin hasar görmesini önlüyor. Üstelik cildimizdeki ve damarlarımızdaki kan akışını da hızlandırarak, organlarımıza daha fazla miktarda oksijen iletimini destekliyor. Sonuç olarak cildimizin daha sağlıklı ve canlı görünmesine katkıda bulunuyor. Cildinizin renginin soluk olduğunu düşüyorsanız, cildinize bir miktar renk ve pembemsilik kazandırmak adına sık sık nar yiyebilir ya da taze sıkılmış nar suyu içebilirsiniz. Keten tohumu: Yalnızca protein değil Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri açısından da oldukça zengin olan keten tohumu; doğal bir antioksidan olarak, hem cildimizi hem de vücudumuzu bakteri, mikrop ve virüslerden arındırıyor. Yoğurda eklenerek tüketilen keten tohumu, vücudumuzdaki toksinleri yok ederken, cilt maskelerine eklediğimiz birkaç damla keten tohumu yağı, güçlü bir tonik ve peeling etkisi göstererek, cilt gözeneklerimizi derinlemesine temizliyor. Böylelikle cildimizdeki siyah nokta, akne, makyaj ve kir kalıntılarını cildimizden uzaklaştırıyor. Balık : Omega 3 yağ asitleri açısından ideal bir diğer kaynak olan balık; yalnızca hafızamızı güçlendirmekle kalmıyor, cildimizin nem ihtiyacını da karşılıyor. Cildimize kapsamlı bir bakım yapan balık, cildimizde leke oluşumunu da önlüyor. Hem cilt sağlığınızı hem de genel sağlığınızı gözetmek, cildinizle hayranlık uyandırmak adına haftada en az iki kez balık tüketmenizi tavsiye ediyoruz. Koyu yeşil yapraklı sebzeler: Serbest radikallerin yıkıcı etkileriyle savaşmada oldukça başarılı olan koyu yeşil yapraklı sebzeler, cildi güzelleştiren besinler listemizin en önemli üyelerinden biri olarak, antioksidan etkisi gösteriyor. Sağlıklı, canlı ve genç bir cilde sahip olabilmenin yolu düzenli olarak ıspanak, Brüksel lahanası, karnabahar, kara lahana, brokoli gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler tüketmekten geçiyor. Glisemik indeksi düşük olan besinler: Makarna, beyaz ekmek, börek, pizza gibi hamur işleri; en sevdiğimiz gıdalar arasında yer alsa da maalesef ki glisemik indeksi yüksek olan yani kısa bir süre sonra yeniden acıkmamıza neden olan bu besinler; yalnızca genel sağlığımızı değil cilt sağlığımızı da tehdit ediyorlar. Makarna, börek gibi glisemik indeksi yüksek olan karbonhidratlar yerine şeftali, ıspanak, nişasta içermeyen sebzeler, brokoli, bezelye gibi glisemik indeksi düşük gıdalar tüketme alışkanlığı kazanarak, cildinizin en az 4-5 yaş daha genç görünmesini garantileyebilirsiniz. Az yağlı ve zeytinyağlı yiyecekler: Trans yağlar açısından zengin olan unlu, şekerli gofretler, çikolatalar ve bisküviler; cildimizi yaşlandırırken, temel yağ asitleri içeren badem yağı, zeytinyağı gibi gıdalar; cilt dostu besinler olarak cildimizi güzelleştiriyorlar. Yemeklerinizde ayçiçeği yağı, margarin gibi yağlar kullanmaktan kaçınarak, mümkünse saf zeytinyağı, kanola yağı gibi tamamen bitkisel ve katıksız yağlar kullanarak, cildinizi gençleştirebilmeniz mümkün. Meyveler: Sindirim sistemimizi düzenlemede oldukça üstün bir performans gösteren meyveler; cildimizin de güzel ve genç görünmesine katkıda bulunuyor. Nar, kivi, karpuz, greyfurt, ananas ve elma; cildimize esneklik ve gençlik katan en önemli cildi güzelleştiren meyveler arasında bulunuyor. Domates: Domates başta olmak üzere diğer kırmızı renkli besinlerde yer alan likopen tüketimi, detoks etkisi göstererek, cildimizi temizliyor. Güçlü bir antioksidan olan likopen, yaşlandırıcı dejenaratif hastalıklara karşı da bizleri koruyor. Serbest radikallerle savaşarak, kanser, artrit, diyabet gibi çoğu hastalığa yakalanma olasılığımızı düşürüyor. Günde birkaç adet domates tüketerek, likopenin cildimizi gençleştiren ve temizleyen, hücre yenileyici özelliğinden en iyi şekilde sizler de yararlanabilirsiniz. cildi gençleştiren gıdalar Cilt Düşmanı Besinler Hangileri? Hangi Besinlerden Uzak Durmamız Gerekiyor? Alkol, hücrelerimizi yaşlandırdığından alkol tüketimini mümkün olduğunca sınırlandırmalısınız. Yağda kızartılmış patates kızartması vb. besin tüketiminden kaçınmalı, yemeklerinizi haşlayarak tüketmeyi tercih etmelisiniz. Salam, sosis, sucuk gibi mandıra ürünlerinin tüketimini azaltmalısınız. İşlenmiş besinlerden, rafine edilmiş gıdalardan uzak durmalısınız. Şeker; cilt yaşlandırmasını hızlandıran en önemli gıda olduğundan sanayi şekerlerini tüketmemelisiniz. Şeker ihtiyacınızı bal ve keçiboynuzu gibi doğal gıdalarla karşılamaya çalışmalısınız. Yağlı et ve yağlı karbonhidrat; cilt sağlığımızı da olumsuz etkilediğinden besinlerinizi yağsız ya da zeytinyağında pişirmelisiniz. Cildi yaşlandıran yani cilt düşmanı besinlere hazır meyve sularını, turşuları, krem peynirleri, sert peynirleri, reçel, tatlı ve çikolata çeşitlerini, hamur işlerini örnek olarak gösterebiliriz. Cildi Güzelleştiren Meyveler ve Sebzeler Sağlıklı bir yaşam için mutlaka tüketmemiz gereken meyve sebzeler cildimizi de sayısız faydası bulunmaktadır. Cildi güzelleştiren sebzeler ile sağlıklı cilde sahip olabilirsiniz. Cildimizi Gençleştiren, Cilt Dostu Besinler: Zeytin ve zeytinyağı Somon, kalkan, sardalye vb. balık çeşitleri Haşlanmış tavuk göğsü Elma Kiraz Böğürtle Domates ve domates suyu Erik, kivi, greyfurt Havuç Kabak Patlıca Haşlanmış sebze Salata Haşlanmış bezelye Izgara balık Soğa Sarımsak Karnabahar Brokoli Tere Maydanoz Marul Yeşil soğa Pırasa Pazı Bu yazımızda cildi gençleştiren gıdalar nelerdir? sorusunu yanıtlamaya, cilt dostu besinleri sizlerle paylaşmaya çalıştım. Sizler de yukarıdaki önerilerimizi dikkate alarak, düzenli ve dengeli bir şekilde beslenme alışkanlığı kazanarak, cilde ve genel sağlığımıza zarar veren gıdaların tüketimini sınırlandırarak, hem daha sağlıklı ve uzun bir yaşam sürebilir hem de güzel ve genç bir cilde kavuşabilirsiniz. Peki ya siz cildi güzelleştiren ve canlandıran hangi gıdaları tüketiyorsunuz. Yorum kısmına yazarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Kadir Hameş·3 Mart 2025
Bentonit Mucizesi
Cilt Sağlığı

Bentonit Mucizesi

Bentonit nedir? Bentonit, volkanik aktiviteler sonucu oluşan kayaçların içinde bulunan bir mineroldür. Montmorillonit adı verilen alüminyum silikat bileşiği içerir. Suya karıştırıldığında yapışkan bir madde oluşur. Bu özellikleri nedeniyle, su ile karıştırılarak kullanılır. Bentonitin birçok farklı alanda kullanımı vardır. Petrol endüstrisinde, petrolün yatakta sızdırmaması için kullanılır. Tarım alanında ise, toprakta su tutma kapasitesini arttırmak ve tohumların daha iyi büyümesini sağlamak için kullanılır. Gıda endüstrisinde ise jeller, soslar ve kremalar gibi ürünlerde kullanılır. Kimya endüstrisinde ise katkı maddesi olarak kullanılır. Ayrıca bentonit, çeşitli endüstriyel uygulamalarda da kullanılır. Örneğin, endüstriyel filtre olarak kullanılır, katkı maddesi olarak kullanılır ve metal dökümlerinde kullanılır. Son olarak, bentonit aynı zamanda sağlık ve bakım alanında da kullanılır. Örneğin, cilt bakım ürünlerinde, saç bakım ürünlerinde ve diş macunlarında kullanılır. Bentonit'in insan sağlığına etkileri nedir? Bentonit genellikle güvenli olduğu düşünülür ve insan sağlığı için birçok faydası vardır. Ancak, bazı uygulamalarda insan sağlığına zararlı olabilecek etkileri de olabilir. Bentonit solunum yoluyla alınırsa, hava yollarını tıkayabilir ve nefes darlığına neden olabilir. Ayrıca, toz halinde solunum yoluyla alındığında, akciğerlerde fibrozis (akciğer dokusunun sertleşmesi) veya silikozis (akciğer dokusunda mineral birikmesi) gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bentonit, aşırı miktarlarda sindirim sistemi içinde alındığında da zararlı olabilir. Bentonit, sindirim sistemi içinde su tutar ve genişler, bu nedenle, böbreklerde tıkanmalara veya bağırsakta tıkanmalara neden olabilir. Bentonitin deriye temas ettiğinde, cilt reaksiyonlarına neden olabilir. Eğer bentonit kullanıyorsanız, önerilen doz ve uygulama yollarına uymak önemlidir. Ayrıca, işleme veya uygulama sırasında güvenli bir şekilde çalışmak için gerekli tüm güvenlik önlemlerini almak önemlidir. n

Kadir Hameş·25 Ocak 2023
KONUŞMA TERAPİSTİ
Cilt Sağlığı

KONUŞMA TERAPİSTİ

Konuşma Terapisti Nedir Kendinizden Bahseder misiniz? Konuşma terapisti olan Ve ASHA (Amerikan Konuşma- Dil İşitme Derneği) lisansı bulunan Ümmühan Erkoç bu mesleği icra etmek için gereken tüm donanımlara sahiptir. Kişiler kendileri ya da çocukları için konuşma terapisti tercihi yaparken bu terapiyi verecek olan kişinin eğitimlerine, tecrübelerine dikkat etmelidir. Çocuklarda Tedavi Uyguladığı Hastalıklar Nelerdir? Konuşma terapisti olan Ümmühan Erkoç, yetişkinlerde ve çocuklarda oluşan konuşma sorunları için tedavi uygulamaktadır. Çocuklarda konuşma bozukluğu sorunları birçok şekilde oluşabilmektedir. Tıp litaratürübde Miyofonksiyonel olarak anılan halk arasında yutkunma ve çiğneme bozuklukları dahil benzer birçok problem konuşma terapistleri tarafından tedavi edilebilmektedir. Konuşma terapistleri yine konuşma eyleminde kullanılan kaslarda gözükmekte olan güçsüzlükleri de sıklıkla konuşma terapisi ile giderebilmektedir. Çocuk bireylerde gözükmekte olan yutma bozuklukları, ses kaynaklı sorunlar, her yaş ve cinsiyette gözüken kekemelik sorunu da bu tedavi ile giderilebilmektedir. Görsel ve işitsel konularda bedenimizi yöneten bölüm beynin sağ bölümüdür ve bu bölümle ilgili oluşan sorunlar dikkat ve hafızada aynı zamanda görsellik ve işitsellikte etki etmektedir. Bu sebepten beynin sağ tarafı üzerinde dikkat ve hafıza bozuklukları olabilmektedir. Geçirilen trafik kazaları, düşme, çarpma gibi sebeplerden dolayı oluşmakta olan kafa travmaları sebebiyle ortaya çıkan lisan üzerindeki bozukluklar da yine konuşma terapistleri tarafından tedavi edilmektedir. Bu travmaların sebebiyet verdiği rahatsızlıklarda konuşma terapisi ile giderilebilmektedir. Otizm hastalığına bağlı olarak görülen konuşma sorunları tedavisinde konuşma terapisi oldukça pozitif sonuçlar vermektedir. Otizm için bir tanımlama yapmak gerekirse, "Çocuk bireylerin gelişim sürecini etkileyebilen ve merkezi sinir sistemlerinin üzerindeki sorunlardan kaynaklı nörolojik ve davranışsal bir hastalık olmasıdır." Otizmli kişilerde görülen konuşma probleminden bahsedildiğinde apraksi problemi akla gelmektedir. Aprajsi ise duyduğu kelimeleri ve sesleri anlayabilme fakat anlaşılanı ifade etmek konusunda zorlanarak ifade edilememesi durumudur. Apraksi başka bir hastalığın sebep olmadığı durumlarda da farklı bir etkene bağlı olmadan kendi başına gözlemlenebilen bir hastalık olmaktadır. Yetişkinlerde Tedavi Uygulayabileceği Hastalıklar Nelerdir? Yetişkin bireylerde konuşma terapisi alanları ise tıp lisanında afazi olarak bilinmekte olan felç sonrası konuşma problemidir. Çocuk bireylerde de olan Dizartri isimli sorun yetişkinlerde konuşurken doğru sesi çıkarabilme konusunda yaşanabilen zorluklardır. Yetişkin bireylerin geçirdiği kazalar sonucu da kafa travmaları gerçekleşirse bunun sonucunda konuşma bozuklukları oluşabilmektedir. Dikkatle ilgili bozukluk sorunları ve beynin sağ bölümü tarafından yönetilen hafıza bozukluğu da konuşma terapisi ile tedavi edilebilmektedir. Boyunda ve baş bölümüne oluşan tümörler sonrası görülebilen konuşma ve ifade bozuklukları da iyileştirilebilmektedir. Konuşma terapisti Ümmühan Erkoç’un ile uyguladığı yetişkin tedavilerine örneklerden birkaçı da kişilerin yaşlılık sürecinde oluşan demans nedeniyle yaşadığı konuşma problemi, nörolojik bozukluklar sebebiyle oluşan ALS hastalığına bağlı konuşma problemi, ve Parkinson sonrası görülen konuşmada bozukluğudur. n

Kadir Hameş·6 Mart 2020