Mega Sağlık
AnasayfaKategorilerAraInstagram

Instagram'da Biz

Tümü →
Kış aylarında cilt bakımı ipuçları 🧴✨ #ciltbakımı #sağlık
Sağlıklı kahvaltı önerileri 🥑🍳 #beslenme #sağlıklıyaşam
Günlük 10.000 adım hedefi için motivasyon 💪 #fitness
Doğal cilt maskesi tarifi 🌿 #güzellik #doğalbakım
Uyku kalitesi için 5 altın kural 😴 #sağlık #uyku
SPF kullanımı yıl boyu önemli ☀️ #ciltkoruma

Mega Sağlık

Sağlık haberleri ve bilgilendirme portalı

HakkımızdaİletişimInstagram

© 2026 Mega Sağlık. Tüm hakları saklıdır.

  • Anasayfa
  • Kategoriler
  • Ara
  • Instagram
Beslenme

Beslenme

Beslenme

Kahvenin fazlası vücudu nasıl etkiliyor?

Sabah güne başlarken, yoğun bir iş gününde enerji toplamak için ya da dost sohbetlerine eşlik etmesi amacıyla tüketilen kahve, dünyanın en popüler içeceklerinden biri olmayı sürdürüyor. İçeriğindeki kafein sayesinde zindelik hissi sağlayan kahve, ölçülü tüketildiğinde birçok fayda sunabiliyor. Ancak uzmanlar, her besinde olduğu gibi kahvede de aşırıya kaçmanın bazı sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Kahvenin temel etken maddesi olan kafein, merkezi sinir sistemini uyararak kişinin daha uyanık ve dikkatli hissetmesini sağlıyor. Bu nedenle özellikle yoğun tempoda çalışanlar ve öğrenciler tarafından sıklıkla tercih ediliyor. Bununla birlikte günlük tüketimin artması, vücutta istenmeyen etkilerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Uzmanlara göre aşırı kahve tüketiminin en sık görülen etkilerinden biri uyku düzeninin bozulması. Özellikle günün ilerleyen saatlerinde tüketilen yüksek miktardaki kahve, uykuya dalmayı güçleştirebiliyor ve uyku kalitesini düşürebiliyor. Düzenli olarak yetersiz uyku ise zamanla yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve performans düşüklüğüne yol açabiliyor. Fazla miktarda kahve tüketimi kalp sağlığını da etkileyebiliyor. Kafein, bazı kişilerde kalp atış hızını artırabiliyor ve çarpıntıya neden olabiliyor. Özellikle kalp ritim bozukluğu öyküsü bulunan bireylerin kahve tüketimi konusunda daha dikkatli olması gerektiği belirtiliyor. Bunun yanı sıra aşırı kafein alımı, kan basıncında geçici yükselmelere neden olabiliyor. Sinirlilik, huzursuzluk ve kaygı hissi de yüksek miktarda kahve tüketiminin olası sonuçları arasında yer alıyor. Kafein, sinir sistemini uyardığı için bazı kişilerde gerginlik, ellerde titreme ve anksiyete belirtilerini artırabiliyor. Gün içinde art arda tüketilen kahveler, kişide kısa süreli enerji artışı sağlasa da sonrasında ani yorgunluk hissine neden olabiliyor. Kahvenin sindirim sistemi üzerindeki etkileri de göz ardı edilmemeli. Aşırı kahve tüketimi mide asidini artırarak mide yanması, reflü ve mide rahatsızlıklarını tetikleyebiliyor. Hassas mideye sahip kişilerde bu belirtiler daha belirgin şekilde görülebiliyor. Ayrıca fazla miktarda kafein bazı bireylerde bağırsak hareketlerini hızlandırarak ishal gibi sorunlara yol açabiliyor. Uzmanlar, sağlıklı yetişkinler için günlük kafein tüketiminin genellikle 400 miligramı aşmamasını öneriyor. Bu miktar, tüketilen kahvenin türüne göre değişmekle birlikte ortalama dört fincan filtre kahveye karşılık geliyor. Ancak bireylerin kafeine duyarlılığı farklılık gösterebildiği için bazı kişiler daha düşük miktarlarda bile olumsuz etkiler yaşayabiliyor. Kahve, doğru miktarda tüketildiğinde yaşamın keyifli bir parçası olabilir. Ancak gün boyunca farkında olmadan tüketilen fazla miktardaki kahve, uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir. Uzmanlar, kahve tüketiminde ölçülü davranmanın ve vücudun verdiği sinyalleri dikkate almanın önemine dikkat çekiyor.

Ela Söylemez·29 Haziran 2026
Beslenme

Ağız Hastalıkları Neden Olur?

Ağız hastalıklarının oluşumunda en etkili nedenler arasında tütün ve alkol ürünlerinin fazla tüketilmesi, ağız bakımının iyi yapılamaması bulunmaktadır. Demir eksikliği, tüketilen gıdalar, stres ve ağız bakımının iyi bir şekilde yapılamaması ağız hastalıklarının oluşmasına neden olmaktadır. Nedeni belirlenemeyen ağız hastalıkları için uygulanan yanlış tedavi sonucunda hastalığın ilerleme durumu meydana gelmektedir. Ağız hastalıklarının en önemli nedeni ağız bakımının iyi bir şekilde yapılamamasıdır. Ağız bakımının iyi yapılamaması durumunda ağız içerisinde yaralar meydana gelmektedir. Gerekli vitaminlerin alınamaması da ağız hastalıklarına neden olmaktadır. Ağız Hastalıkları İçin Tüketilmesi Gereken Besinler Ağız hastalıklarının kısa sürede geçmesi içim uygulanacak olan tedavi yönteminin yanı sıra tüketilen besinler de oldukça önemlidir. Ağız bakımının yapılması için kullanılan gargaraya ek olarak ağız ferahlaması için gerekli besinlerin kullanılması gerekmektedir. Ağız içerisinde bulunan bakterilerin temizlenmesi için bitki çayları tüketilmelidir. Tüketilen besinler ile ağız hastalıkları kurtulma süresi kısaltılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre adaçayının ağız içerisinde bulunan bakterilere karşı etkili çözüm üreten değerlere sahip olduğu belirlenmiştir. Ağız sağlığınız için adaçayı tüketimine de başlayabilirsiniz. Ağız İçi Yaralar Ağız hastalıkları arasında yoğun olarak meydana gelen ağız içi yaraların sebebi ağız sağlığının iyi bir şekilde yapılamaması ve strestir. Çeşitli vitaminlerin eksikliği ağız içi yaralara neden olmaktadır. Ağız içerisinde oluşan yaraların ilerlemesi durumunda ciddi ağız hastalıkları meydana gelmektedir. Strese bağlı olarak oluşan ağız içi yaraların tedavisi için strese yönelik ilaç tedavisi uygulanması gerekmektedir. Ağız kokusu, diş eti hastalıkları, dil hastalığı, ağız kanseri gibi ağız hastalıkları hakkında bilgi almak için sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Ağız içi yaraların sebebinin ayrıntılı bir şekilde araştırılması vücutta diğer hastalıkların oluşmaması için oldukça önemlidir.

Kadir Hameş·29 Haziran 2026
Felci Önlemek için yapmanız gereken 6 önemli formül
Beslenme

Felci Önlemek için yapmanız gereken 6 önemli formül

Bu sağlıklı alışkanlıkları benimsemenin yanı sıra mevcut durumunuzu kontrol etmek ve izlemek de felci önlemenin en iyi yoludur. Benzer şekilde, önemli risk faktörlerinden herhangi birine sahipseniz, doktorunuza düzenli olarak muayene olmak çok önemlidir. Felci önlemek ve felçten korunmaya yardımcı olabilecek bir çok sağlıklı alışkanlık vardır. Bu hastalık kontrolünüz dışındaki faktörlerden görünse de, sağlıklı bir yaşam tarzı, riskinizi en iyi şekilde azaltmak için belirleyici bir faktördür. Beyin için kan akışını kesen veya azaltan bir inme söz konusu olur. Oksijen ve besin maddelerini keserek, beyin dokularında ciddi ölümcül sonuçlar doğurabilir ve bu da felce ve hatta ölümcül sonuçlara dahi neden olabilir. En çok endişe veren şey, günümüzde inme geçiren insan sayısının artması ve milyonlarca insanın inme riski altında olmasıdır. Buna rağmen, bir çok insan felci önlemek için yapılması gerekenleri önemsemiyor veya görmezden geliyor. Böyle bir hayati durumla ilgili gerekli önlemleri almalı ve üstüne düşmeliyiz. Felç İnme Nedenleri Nelerdir? Beynin bir kısmında kan akışında bir blok olduğunda bir serebrovasküler kaza (CVA) veya inme olur. Bu beyin hücrelerinin ölmesine ve çok ciddi sonuçlara neden olur. Bu vakaların çoğuna arterlerden birinin (iskemik inme) tıkanması neden olur. Ayrıca, yırtılmış kan damarları da bir felce veya beyne dolaşımda geçici bir kesintiye neden olabilir. Risk Etkenleri Belli bazı şartlardan muzdarip ve hareketsiz bir yaşam tarzına sahip olmak felç geçirme olasılığınızı önemli ölçüde arttırdığı görülmüş ve ispatlanmıştır. Ana risk faktörlerinden bazılarını aşağıda sıraladık: Aşırı kilolu veya obez olmak, Fiziksel aktivite yapmamak, hareketsiz bir yaşam prensibi edinmek, Aşırı alkollü içecekler içmek, Kokain veya metamfetamin gibi yasa dışı uyuşturucuların kullanılması, Yüksek kolesterole sahip olmak, Yüksek tansiyondan şikayet etmek, Tütün bağımlılığının olması, Uyku apnesi, Diyabetik bir hasta olmak, Diğer kardiyovasküler problemlerden şikayet etmek: kalp yetmezliği, kalp kusurları, kalp enfeksiyonu vb. İnme Belirtileri nelerdir başı ağrıyan kadı Bazı inme belirtilerini bilmek, bunu fark ettiğiniz anda acil bir şekilde hastaneye gitmek için anahtardır. Pek çok açıdan tezahür etmelerine rağmen, acil yardım almak bakış açısından kesinlikle önemlidir. En yaygın belirtilerden bazıları bunlar: Konuşma ya da anlama problemlerinin baş göstermesi Yüz, kol veya bacaklarda felç veya uyuşma hissi Bir veya iki gözde görme zorluğu olması Şiddetli baş ağrılarına sahip olma Mide bulantısı, baş dönmesi ve kusma gibi his Yürüme sorunları ve denge kaybına benzer sorunlar Felci Önlemek için İpuçları Bir felci önlemek için yüksek risk grubunun bir parçası olmak zorunda değilsiniz. Aslında, sağlıklı olduğu düşünülen herhangi bir kişi, beyninize ve kalp sağlığınıza dikkat çekmek için bazı kurallara her zaman uymalıdır. 1. Egzersiz yapı egzersiz yapan kadı Fiziksel egzersiz ve spor, felci önlemek için en etkili alışkanlıklardan biridir. Haftada 150 dakika ara vermek, egzersiz yapmaktan faydalanmak için yeterlidir. Bu, 30 dakikalık egzersizleri beş ayrı seansta yapabilir hem de sağlıklı bir vücuda kavuşabilirsiniz. Önerilen bazı aktivitelerden sadece bir kaçı: Bisiklet sürmek İp atlamak Gündelik hızlı yürüyüşler Yüzmek Zumba Ağırlık kaldırmak 2. Kolesterolünüzü düzenli olarak kontrol ve takip edi Hiperkolesterolemi veya yüksek kolesterol, felçlerin ana nedenlerinden sadece biridir. Bu, atardamarlarınızda biriken bir madde olduğundan, saldırıyı tetikleyen tıkanıklığa neden olabilir. Yani kolesterol sağlığınız açısından rol oynayan önemli bir faktör. Kolesterolünüzü kontrol altında tutabileceğiniz yollardan bazıları şunlardır: Yağ tüketimini ve kolesterol kaynaklarını sınırlandırmak ve az tüketmek Düzenli olarak egzersiz ve spor yapmak Diyetinizde lif tüketimini arttırmak Sağlıklı bir şekilde kilonuzu korumak 3. Sağlıklı bir diyet oluşturun ve bu diyete sadık kalı felci önlemek sebze ve meyveler Beyin sağlığınızı korumak için uygun bir diyetin anahtar olmasından dolayı, diyete önem vermek gerçekten önemlidir. Dengeli bir diyetin ardından ve kalorilerinizi kontrol etmek riskinizi önemli ölçüde azaltır. Bu nedenle, bunları yaptığınızdan emin olun: Bol bol taze meyve ve sebze yiyin. Günde beş ila altı kez yiyin. Az ama öz olacak şekilde yemenizde fayda var. İşlenmiş gıda ve tuz tüketiminizi azaltın ve sınırlayın. Bol bol su için. Orta miktarda protein ve karbonhidrat içeren besinleri tercih edin. 4. Sigara içmeyi bırakı sigarayı kıran adam Sigaradaki toksinler, arteriyel sağlığınızı doğrudan etkiler ve uzun süre sigara içen kişilerde ciddi hayati hastalıklar baş gösterir. Arterlerinizi bozdukları ve sertleştirdikleri için sigaralar kan pıhtıları, koroner hastalıklar ve anevrizma riskinizi yüksek derecede artırır. Bu nedenle, sigarayı bırakmak sadece bir seçenek değil aynı zamanda da bir zorunluluktur. 5. Kan basıncınızı kontrol altında tutu tansiyon ölçmek Yüksek tansiyon veya yüksek kan basıncında sporadik atak geçirme, felce sahip olmanın temel risk faktörleri yer alır. Son hedef bu hastalık riskini azaltmak için, kan basıncınızı sağlıklı bir seviyede tutmak ve kontrol etmek için tıbbi talimatları takip etmeniz çok önemlidir. 6. Sağlıklı bir şekilde kilonuzu koruyu Aşırı kilolu hastalar ve obezite, bu ciddi durum için ana risk gruplarından sadece birini oluşturur ve aşırı kilolu hastaların ve obezite hastalarının felç inme riski daha zayıf insanlara göre daha yüksektir. Yağ birikmesi, her şeyden önce, bekleme bölgesinde kan dolaşımını etkiler ve kan pıhtıları hasarlı arterlerinizin riskini artırır. Vücut kitle indeksiniz (BMI) 30 kilogramın üzerinde veya bu kiloya eşitse, bu, kalp ve serebral durumlar için daha yüksek risk altındasınız demektir. Vücut kitle indeksinizi 25 kilonun altında tutmak her zaman en iyisidir. Gördüğünüz gibi, bu sağlıklı alışkanlıkları benimsemenin yanı sıra mevcut durumunuzu kontrol etmek ve izlemek de inme geçirmenin önlenmesinin en iyi yollarından bir tanesidir. Benzer şekilde, önemli risk faktörlerinden herhangi birine sahipseniz veya şüpheleniyor iseniz, doktorunuzla düzenli muayenelere gitmeniz sağlığınız açısından daha iyi olacaktır. n

Kadir Hameş·4 Mart 2025
Corona (Korona) Virüs!
Beslenme

Corona (Korona) Virüs!

nnCorona (Korona) virüsü hayvanlar arasında yaygın olan büyük bir virüs grubudur. Nadir durumlarda, bilim insanlarının zoonotik olarak adlandırdığı durumdur, yani hayvanlardan insanlara bulaşabilirler. Coronavirus’lar (Cov), soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS – CoV) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS-CoV) gibi daha ciddi hastalıklara sebep olan bir virüs ailesidir. Yapılan ayrıntılı araştırmalar neticesinde, SARS-CoV’un misk kedilerinden, MERS-CoV’un ise tek hörgüçlü develerden insanlara bulaştığı ortaya çıkmıştır. Henüz insanlara bulaşmamış olan ancak hayvanlarda saptanan pek çok coronavirüs (koronavirüs) mevcuttur. Coronavirus’ların insanlarda dolaşımda olan alt tipleri (HCoV-229E, HCoV-OC43, HCoV-NL63 ve HKU1-CoV) çoğu zaman soğuk algınlığına neden olan virüslerdir. SARS-CoV, 21. Yüzyılın ilk ülkelerarası sağlık acil durumu olarak 2003 senesinde, daha önceden bilinmeyen bir virüs halinde ortaya çıkmış olup yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Yaklaşık 10 yıl sonra Coronavirus (koronavirüs) ailesinden, daha önce insan ya da hayvanlarda varlığı gösterilmemiş olan MERS-CoV (Middle East Respiratory Syndrome Coronavirus) Eylül 2012’de ilk kez insanlarda Suudi Arabistan’da tanımlanmış; ancak daha sonra hâlbuki ilk vakaların Nisan 2012’de Ürdün Zarqa’daki bir hastanede görüldüğü ortaya çıkmıştır. 31 Aralık 2019’da DSÖ Çin Ülke Ofisi, Çin’in Hubei eyaletinin Vuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirmiştir. 7 Ocak 2020’de etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni Coronavirus (koronavirüs) (2019-nCoV) olarak tanımı yapılmıştır. Daha sonra 2019-nCoV hastalığının adı COVID-19 olarak kabul edilmiştir. Coronaviruslar (Koronavirüs), Coronaviridae ailesi içerisinde bulunurlar. Başlıca dört türde sınıflandırılırlar. Bunlar: Alfa, Beta, Gama ve Delta Coronaviruslar’dır (koronavirüs). İnsan, yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilmektedirler. (evcil ve yabani hayvanlarda). İnsanlarda Coronavirus’un (koronavirüs) neden olduğu hastalık spektrumu basit soğuk algınlığından ağır akut solunum sendromuna (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS) kadar değişkenlik gösterebilmektedir. İnsan ve hayvanlarda çeşitli derecelerde respiratuar, enterik, hepatik, nefrotik ve nörolojik tutumlarda seyreden klinik tablolara neden olabilmektedir. COVID-19 virüsü, SARS-CoV ve MERS-CoV’unda içerisine bulunduğu beta-coronavirus (beta- koronavirüs) ailesi içerisinde yer almaktadır. Corona / Covid-19 (Korona) Virüs Belirtileri ve Çeşitleri Nelerdir? Bu virüs grubuna bağlı virüsler, genelde soğuk algınlığına benzer şekilde, hafif ve orta derecede üst solunum yolu hastalığı olan insanları hasta edebilir. Corona / Covid-19 (Korona) virüsü semptomları arasında burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, olası baş ağrısı ve ara sıra de birkaç gün süren ateş sayılabilir. Bağışıklık sistemi zayıf olan ileri yaştakiler ve çok genç olanlar için virüsün pnömoni veya bronşit gibi çok daha ciddi solunum yolu hastalığına neden olabilir. İnsanlarda ölümcül olabilecek düzeyde çok az Corona / Covid-19 (Korona) virüsü vardır.Aynı zamanda solunum problemlerine sebep olan, MERS virüsü olarak da bilinen Ortadoğu Solunum Sendromu öncelikle 2012 senesinde Orta Doğu’da tespit edilmiştir. Hastalık Kontrol Merkezleri’nin vermiş olduğu bilgiye göre semptomları çok daha şiddetli olan MERS ile enfekte olan her 10 hastanın dörtte üçü ölmüştür. SARS olarak da bilinen Şiddetli Akut Solunum Sendromu, diğer türlerine göre daha ciddi semptomlara neden olabilen diğer bir Corona / Covid-19 (Korona) virüsü türüdür. İlk olarak Güney Çin’deki Guangdong Eyaleti’nde tespit edildi. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre solunum problemlerine neden olmasının beraberinde ishal, yorgunluk, nefes darlığı, solunum sıkıntısı ve böbrek yetmezliğine neden olabilir. Hastanın yaşına bağlı şekilde, SARS ile ölüm oranı vakaların %0-502si arasında değişmekte olup, yaşlılar en riskli ve savunmasız durumda olan hasta grubudur. Corona / Covid-19 (Korona) Virüs Nasıl Bulaşır? Corona / Covid-19 (Korona) virüsleri hayvanlarla insan temasından yayılabilir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre MERS’in develer arasında, SARS’ın ise misk kedileri arasında yayıldığını düşünülüyor. Corona / Covid-19 (Korona) virüslerinin insandan insana bulaşması, genelde sağlıklı bir insanın enfekte bir insanın vücut salgılarıyla temas etmesi sonucu mümkün oluyor. Virüs hasta insanlardan öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçılan damlacıklarla ve hastaların temas ettiği yüzeylerden göz, ağız, burun mukozası ve el sıkışma ile bulaşabilir. Coronaviruslar (koronavirüs) genelde dış ortamda dayanıklılığı olmayan virüslerdir. Ancak bugün için COVID-19’un bulaşıcılık süresi ve dış ortama dayanma süresi net olarak bilinmemektedir. Corona / Covid-19 (Korona) Virüs Klinik Özellikleri Nelerdir? Enfeksiyonun yaygın belirtileri solunum semptomları, ateş, öksürük ve nefes darlığıdır. Daha ciddi vakalarda pnömoni, ağır akut solunum yolu enfeksiyonu, böbrek yetmezliği ve hatta ölüm görülebilir. Ancak eldeki veriler doğrultusunda hastalığın şiddeti konusunda yorum yapılamamaktadır. Corona / Covid-19 (Korona) Virüs Tedavi Yöntemleri Nelerdir? Özel bir tedavi yöntemi yoktur. Çoğu zaman belirtiler kendiliğinden kaybolur. Uzman hekimler teşhis sonrası ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar ile belirtileri hafifletmek için tedavi uygulayabilirler. Yaşam alanlarındaki oda neminin dengelenmesi ve ılık duş ile boğaz ağrısı ve/veya öksürüğün hafiflemesine destek sağlanabilir. Ayrıca bol sıvı tüketmek, dinlenmek ve uyku tedavi için yararlı olacaktır. Belirtiler standart soğuk algınlığı sürecinden daha iyi değil seyretmeye başlarsa kesinlikle uzman hekime danışılması gerekir. Corona / Covid-19 (Korona) Virüsten Korunma İçin Neler Yapılabilir? Henüz Corona / Covid-19 (Korona) virüs ailesine karşı koruma sağlayacak bir aşı bulunmamaktadır. MERS aşısı için deneme süreci devam etmektedir. Korunmak için basit önlemler son derece yararlı olacaktır.Dünya Sağlık Örgütü, Enfekte olmuş kişilerle yakın temastan kaçınmanın, El hijyenine dikkat etmenin, sık aralıklarla elleri en az 20 saniye sabun ve su ile yıkamanın; sabun ve su olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanmanın; özellikle hasta insanlar veya çevresi ile direk olarak temas ettikten sonra elleri kesinlikle yıkamanın, Çiftlik veya vahşi hayvanlarla korunmasız temastan kaçınmanın, Enfekte olduysanız eğer, mesafeyi korumanın, öksürürken, hapşırırken tek kullanımlık kağıt mendil ile ağızın ve burnun kapatılmasının; kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içinin kullanılmasının, ellerin yıkanmasının; gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmaktan kaçınmanın, Enfekte olan kişilerin dokunduğu yüzeylerin dezenfekte edilmesinin, Et, yumurta gibi hayvansal gıdaların iyice pişirilmesinin, Hasta kişilerin mümkünse kalabalık yerlere girmemesinin, eğer girmek mecburiyetinde kalınıyorsa ağız ve burnun kapatılmasının, mümkünse tıbbi maske kullanılmasının önemli olduğunu belirtmiştir. n

Kadir Hameş·13 Mart 2020
KEMİK KANSERİ
Beslenme

KEMİK KANSERİ

Kemik Kanseri Nedir? Vücudumuzda bulunan kemiklerin üç ayır hücre tipi bulunmaktadır. Bu hücre tipleri ise osteoklast, osteoblast ve osteosit olarak ayrılmaktadır. Bu hücrelerden herhangi birinde beklenmedik bir şekilde hücre artışı veya tümör görülmesi durumunda kemik kanseri riski artabilmek ya da söz konusu hastalık görülebilmektedir. Tümör kötü huyluysa ve tedaviye geç kalınmışsa, bu konuda hastalığın daha da çok ilerlediğini söylemek mümkün olacaktır. Bu zararlı tümör ya da kontrol dışı çoğalan hücreler, kemiğin zayıflamasına ve hatta işlev göremez hale gelmesine neden olabilmektedir. Kemik Kanseri Belirtileri Günümüzde kemik kanseri hastalığını fark edebilmek ve erken teşhis koyabilmek adına birçok belirti bulunmaktadır. Bu belirtiler sayesinde kemik kanserini daha da ilerlemeden tespit edebilmek mümkündür. Kemikte gelişen ağrılar ve yumuşak dokudaki şişlikler en temel belirtileri arasında yer almaktadır. Bununla birlikte eklem şişliği ve eklem sertliği diğer ortaya çıkma nedenidir. Topallama ise ileri seviye kemik kanseri belirtileri arasında yer almaktadır. Öte yandan hastanın ateşli olma hali, kilo kaybı ve anemi gibi belirtileri, nadir görülen semptomlar arasında yer almaktadır. Bu gibi konulara dikkat etmek ve kanser şüphesi duyduğunuz anda hemen en yakın uzman doktora görünmeniz oldukça önemlidir. Kemik Kanseri Tedavisi Birçok kanser türünde olduğu gibi modern tıpta kemik kanseri hastalığı için farklı farklı tedavi yöntemleri görülebilmektedir. Bu tedavi yöntemlerinin başında ise ameliyat gelmektedir. Ameliyat ile tümörlü olan bölge ya da hücreler vücuttan uzaklaştırılabilir. Bunun dışında kemoterapi diğer bir kullanılan tedavi yöntemi olarak bilinmektedir. Öte yandan son olarak da radyoterapi ile tedavi de yine hastalığın boyutuna ve cinsine göre tercih edilen tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır. Kemik Metastazı Nedir? Kemik haricinde farklı bir organda başlayan kanserin, kemiklere sıçraması olayına kemik metastazı denir, kemiklerin hücresel bazda güçsüzleşmesi ve zayıflamasından dolayı ciddi ağrılara sebep olur. Kemik metastazı için uzmanlar radyoterapi önermektedir. n

Kadir Hameş·13 Şubat 2020
Bölgesel Yağ Yakmaya Yardımcı Doğal Gıdalar
Beslenme

Bölgesel Yağ Yakmaya Yardımcı Doğal Gıdalar

Merhabalar sevgili takipçilerimiz sizlere bugün bölgesel yağlarınızdan nasıl kurtulacağınızı anlatacağız saygılar sunarız sağlıcakla kalınız Bazı yiyecekler vücudun belirli bölgelerinde oluşan bölgesel yağ kütlelerini azaltmanıza yardımcı olur. Bu yiyecekleri yedikten sonra vücudunuzu istediğiniz şekle sokmak için genel yağ kütlenizi azaltabilirsiniz. Yağ yakıcı besinler Eğer kalça, uyluk ya da mide bölgenizdeki yağ kütlesini azaltmaya çalışıyorsanız, yağ yakıcı yiyeceklerin genel ve bölgesel yağ yakımında etkin rol oynadıklarını bilmeniz gerekiyor. Bölgesel yağ yakımı Bu tür yiyecekler hakkında pek çok bilgi olmasına rağmen kilo verme konusunda kendisini kanıtlayan çok azdır. Bazı insanlar yeşil çay, acı biber, soya fasulyesi, greyfurt, sarımsak ve zencefil gibi yiyeceklerin metabolizmanızı hızlandırarak kilo vermenize yardımcı olduğuna inanırlar. Bununla birlikte görünür etkileri diyetinize eklemeyi önemsemeyecek kadar küçüktür, hatta bazıları kilo vermenize etkisi olmadığını düşünür fakat gerçek öyle değildir. Bunu da okumanızı öneririz: Doğal Sızma Zeytinyağının Sağlığa 6 Faydası Mide bölgesindeki yağları yakan yiyecekler Mide bölgesinde oluşan yağlar arterleri tıkaması ve kalp problemlerine neden olması nedeniyle birçok sağlık risklerine neden olur. Bu nedenle erkeklerin bel ölçüsü 102 santimetreyi, kadınlarda bel ölçüsü ise 88 santimetreyi geçmemelidir. Bu bölgedeki yağ yakımını hızlandırmak için aşağıdaki yiyecekleri tüketmeyi düşünebilirsiniz: Yağ yakan besinler Az yağlı süt ürünleri: Bu gruba yağsız süt, yoğurt ve az yağlı peynir dahildir. Yüksek miktarda kalsiyum içermeleri yağ hücrelerinin parçalanmasında etkin rol oynar. Sitrik meyveler: Portakal, greyfurt ve limon gibi bazı sitrik meyveler yüksek miktarda C vitamini içerir. Vücudun yağlanmasına yardımcı olan insülin hormonun salgılanmasını düzenler ve azaltır. Kavun: Potasyum açısından zengin olan bu meyve, vücudunuzdaki sodyum seviyesini düzenler ve şişkinlik sorunlarından kurtulmamıza yardımcı olur. Ceviz: Yüksek omega-3 içeriği sayesinde ceviz, kortizol gibi stres hormonun salgılanması seviyesini azaltmaya yardımcı olur. Bunun gibi stres hormonları kilo alımına katkıda bulunur, bu yüzden sık sık ceviz yemeyi ihmal etmemeliyiz. Badem: Protein, kalsiyum, lif ve omega-3 açısından zengindir, bu da bademi büyük bir enerji kaynağı haline getirir. Ayrıca şeker seviyesini kontrol etmeye ve metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olur. Yulaf: Kolesterol düzeylerinin düşmesine yardımcı olan yüksek düzeyde lif ve protein içerir. Aynı şekilde yağ ve toksinleri hapseden maddeler barındırarak kanı temizledikleri bilinmektedir, bu yüzden de vücuttaki yağ ve toksin atımı kolaylaşır. Somon balığı: Bu balık yüksek omega-3 konsantrasyonuna, metabolizmanızı hızlandıran ve karın yağlarını yakmanıza yardımcı olan iyi kolesterol (HDL) oluşturmaya yardımcı olan proteinlere sahiptir. Zeytinyağı: Zeytinyağı vücudunuz için sağlıklı olan doymamış yağlar bakımından zengindir. Ayrıca vücudunuzun besinleri daha kolay emmesine ve kolesterol seviyesini düşürmesine yardımcı olur. Uyluk ve kalça bölgesindeki yağları yakan yiyecekler uyluk ve kalça bölgesi yağı Mide bölgenizdekilere benzer olarak, uyluk ve kalça bölgenizdeki yağların yakımını hızlandıracak belirli yiyecekler vardır. Birkaç örnek: Kepekli tahıllar: Kahverengi pirinç, yulaf, kepekli ekmek, makarna ve patlamış mısır. Baklagiller: En iyi örnekleri bezelye, fasulye ve mercimektir. Yağsız proteinler: Bazı örnekleri, haşlanmış tavuk, yumurta, az yağlı süt ürünleri, taze balık, tofudur. Lif (Fiber): Vücudumuza faydası olan lif açısından zengin yiyecekler elma, patates, çilek ve brokolidir. Bu yazıyı da okumanızı öneririz: Yüksek Kortizolü Düşürmek: Sağlıklı Alışkanlıklar ve Doğal Çözümler Vücudunuzun belirli bölgelerinde yağ yakmak için bu yiyecekleri gün içerisinde dengeli bir şekilde tüketmeye ve buna uygun diyet planı yapmayı unutmayın. Düzenli yapılan egzersiz aynı zamanda yağ yakmak için oldukça önemli bir parçadır.

Kadir Hameş·4 Şubat 2020